Özgürlük Sevdası

Sınırsız sevdim gökyüzünü
sevemedim tutsaklığı bi-türlü

güvercinleri
mavi
göklerde
sevdim
beyaz beyaz uçarken

çiçekleri
yeşil
dallarda
derdim
duygu duygu açarken

balıkları
büyük denizlerde
gördüm
nazlı nazlı yüzerken

oldum olası
ne bir saksım olsun istedim
ne bir akvaryumum
ne de bir kafesim

altın kafeste de olsa
kuşlar özgür olsun isterim
balıklar özgür
çiçekler özgür
sevmem daracık yerleri

isterdimki
sevdalı bir rüzgar olsun
dile gelsin
her bahar yaprakları okşasın sesim
sevdalar büyütsün özgürlüğe dair

isterdimki,
yeryüzü çiçeklerin
gökyüzü güvercinlerin olsun
güneşin okşadığı her yer
bahar bahar çiçek koksun

isterdimki,
gökkuşağı olsun sevdam
sarılsın umutlara
bulutlara uzansın hür düşüncelerim
her tarafta barış, dostluk, kardeşlik olsun
dünyada ne kin kalsın, ne de düşmanlık
bütün kalpler sevgi dolsun

ve şiirler en güzel sevgilim olsun…

Nuri CAN

Kartalın Yeniden Doğuşu

Kartal, kendi türleri içerisinde en uzun yaşam süresine sahip olandır. Yaklaşık olarak 70 yıl yaşayabilir.

Ancak bu yaşa kadar gelebilmesi için 40’lı yaşlarında çok zor bir karar vermesi gerekir. Uzun ve esnek pençeleri artık avlandığı hayvanları kavrayamaz hale gelir. Uzun ve keskin gagasının ucu, artık eğilmeye başlamıştır. Yaşlanmış ağır tüylerinin kalınlaşmasından dolayı tüyler göğsüne yapışarak uçmasını zorlaştırmaya başlamıştır.

Tüm bu nedenlerden dolayı, kartalın artık sadece iki seçeneği bulunmaktadır:

A) Bu şekilde bir süre daha yaşayacak ve ölecektir,

B) Yaklaşık olarak 150 gün süren, oldukça acılı bir süreçten geçerek yenilenecektir. Bu süreç boyunca kartal;

Bir dağın tepesinde kimsenin erişemeyeceği bir seviyede bulunan yuvasında oturacak, önce gagasını, bir kayaya sürekli olarak çarparak çıkartacak ve yerine yenisinin oluşmasını bekleyecek, daha sonra yeni oluşan gagasıyla pençelerini sökmeye başlayacak ve yerine yenisinin gelmesini bekleyecek, yenilenmiş pençeleriyle de yaşlı tüylerini tek tek sökmeye başlayacak ve yeni tüyler çıkana kadar bekleyecektir.

“B” şıkkını seçen kartallar, 5 ay süren oldukça acı veren bir süreçten geçtikten sonra, baştan aşağı yenilenmiş olurlar ve o meşhur “Yeniden Doğuş” uçuşlarını gerçekleştirirler.

Kartalın yeniden doğuşu hikayesi, hayatta aldığım kararlarda bana her zaman için güç vermiştir. Bazen hayatımızı daha iyi yaşayabilmemiz için zorlu bir karar verme sürecinden geçmemiz gerekebilir. Alacağımız kararlar belki bir süre için zorluk yaşamamıza neden olabilir. Ancak hayatımızı istediğimiz şekilde yaşayabilmemiz ve yeni bir başlangıç yapabilmemiz için bence bunu göze almaya değer…

Alıntıdır.

MİDEMİZ, SİNDİRİM SİSTEMİNİN KAPISI, CEFAKAR İŞÇİSİ

Mide, sindirim sisteminin giriş kapılarından biridir. Besinler dişlerimiz tarafından ezilir ve yemek borusu aracılığı ile mideye gelir. Buradaki asit salgısı ve midenin güçlü kasları ile parçalanır ve bir bulamaç haline alır. Mide tıpkı bir çamaşır makinesi gibi besin bulamaçını aşağı ve yukarı hareket ettirerek iyice ezer ve asit salgısı ile temas etmesini sağlar. Bunun dışında sindirim sistemi ve şeker metabolizmasını başlatan bazı kimyasal maddeler salgılar bu da sindirim işlemini arttırır. Bu önemli giriş kapısı, vücudun karşılaştığı kanserojen maddelerle ilk temas eden organlardan biri olmasına neden olmuştur.

Beyni Doğru Kullanmak !

Beyin, doğru kullanıldığında mükemmel bir araçtır. Ancak, yanlış kullanıldığında çok yıkıcı hale gelir. Daha doğru ifade etmek gerekirse, beyninizi yanlış kullanmaktan ziyade onu genelde tümden kullanmıyorsunuz. O sizi kullanıyor. Hastalık budur. Kendinizin, beyniniz olduğuna inanıyorsunuz. Sanrı olan budur. Araç, sizi ele geçirmiştir.

Eckhart Tole

Şapka

John Kennedy küçük bir çocukken Boston’da seçkin bir özel okula gidiyordu ve okulda üniforma giymek zorunluydu. Bu üniformalar çocuklar için çok önemliydi ve üniformalarına, özellikle de şapkalarına bir şey olursa başları belaya girerdi.

Çocuklar okuldan eve beraber yürürlerdi ve yollarının üzerinde tırmanması neredeyse imkansız bir duvar vardı. Çocuklar duvardan atlamaya çalışırken, “Eminim sen tırmanamazsın. Eminim yapamazsın!” diye birbirlerini kışkırtırlardı.

Bir gün John Kennedy şapkasını tuttuğu gibi duvarın üzerinden fırlattı! O şapka olmadan eve gidemeyeceğini biliyordu; yani, şapkayı duvarın üzerinden atınca, o duvara tırmanmak zorunda kalacağını…

Şapkasını atarken John Kennedy kafasına bunu koymuştu (başının derde girmemesi için eve gitmeden şapkasını alması lazımdı) yani kararlıydı ve bu kararlılıkla duvarı aşmayı aklına koymuştu.

Bu, çocukların zihin gücünün üst seviyelerine ulaşmakta ne kadar içgüdüsel davranabildiklerinin güzel bir örneğidir. Elbette o yaşta bu kadar derinlemesine düşünmüyordu, John.

Yine de o şapkayı duvarın üstünden attı.

Steve Chandler

GEBELİKTE VE EMZİRME DÖNEMİNDE MEME KANSERİ OLUR MU? Dr. Didem Can Trabulus yazdı.

GEBELİKTE VE EMZİRME DÖNEMİNDE MEME KANSERİ OLUR MU? ‘’Gebelikte veya emzirme döneminde meme kanseri olmaz.’’ denilemez. Ömrü boyunca her kadında meme kanseri gelişebilir. Kadın olmak meme kanseri olmakta birincil risk faktörüdür. Gebelik ve lohusa döneminde görülen meme kanseri genç yaşta gelişmiş olması, hızlı ilerlemesi ve süt mastiti ile karıştığından genelde kötü gidişlidir. Genelde ileri evrelerde yakalanır.


Dr. Didem Can Trabulus

Kremalı kek ve gazoz

D2DBAF1E-836C-4994-A5E1-4F935CC81723

Küçük çocuk,
Tanrı ile buluşmak istedi…
Tanrı’nın yaşadığı yere ulaşmak için
uzun bir yolculuk yapacağını bildiğinden, çantasının içine kremalı kek ve gazoz şişelerini doldurdu ve yola koyuldu…

Üç blok ilerledikten sonra yaşlıca bir adama rastladı..
Adam bankta oturmuş güvercinleri besliyordu….
Çocuk yaşlı adamın yanına oturdu ve çantasını açtı…
Çantadan içeceğini almak üzere iken,
adamın da aç olabileceğini düşünerek,
ona kremalı kekinden verdi….

Adam teşekkürle kabul etti ve çocuğa gülümsedi…..
Gülümsemesi o kadar içtendi ki;
çocuk bunu bir kez daha görebilmek için,
ona tekrar gazoz ikram etti….

Adam yeniden ona gülümsedi…..
Çocuk çok mutlu oldu…..
Tüm öğleden sonrayı,
orada yiyerek ve gülümseyerek,
ama tek kelime etmeden geçirdiler….

Hava kararmaya başlayınca;
çocuk ne kadar yorgun olduğunu fark etti ve gitmek için kalktı….
Fakat birkaç adım attıktan sonra,
koşarak geri döndü ve adama sarıldı…..
Adam ona;
en güzel gülümsemesi ile cevap verdi….

Çocuk evinin kapısını açtıktan bir süre sonra annesi
yüzündeki neşeyi farketti…

Annesi;
– seni bu kadar mutlu edecek ne yaptın bugün…?
diye sordu…
-Tanrı ile öğle,
yemeğindeydim diye cevapladı çocuk ve annesi cevap vermeden ekledi:
-Biliyor musun,
Tanrı gördüğüm en güzel gülümsemeye sahip….

Bu arada;
yaşlı adam da ışık saçan bir neşe ile evine dondu…..
Oğlu şaşkınlık içerisinde,
yüzündeki huzuru görünce sordu,
– Baba seni bu kadar mutlu edecek ne yaptın bugün…?
– Parkta Tanrı ile kremalı kek yedim diye cevapladı ve oğlu cevap vermeden ekledi,
– Biliyor musun,
beklediğimden daha gençmiş..

Çoğunlukla;
küçük bir dokunuşun gücünü,
nazik bir sözün,
ilgiyle dinleyen bir kulağın,
içten bir komplimanın…..
veya küçük bir değer verici davranışın gücünü küçümseriz ki;
bunlar tüm hayatı değiştirme potansiyeline sahiptirler….

İnsanlar;
bir sebepten dolayı,
bir süreliğine ya da ömür boyu hayatımıza girerler….

💙