Kolorektal Kanser Nedir? Sıklığı nedir?

Kalın bağırsak kanseri

Eş Anlamlı: #kolon kanseri, #kalın bağırsak kanseri, #kalın bağırsak kötü huylu tümörü nedir?, #rektum kanseri nedir?, #rektum kanseri kötü huylu tümörü nedir?

Kolorektal Karsinom, kalın bağırsağın anüse kadar olan kısmında görülen kötü huylu tümörlerdir. Rektum kalın bağırsak ile anüs arasında kalan son 12 cm’dir. Büyük abdestin kısmen rezervuar görevini görür. Rektum kanserleri ayrı başlık halinde incelenecektir çünkü tedavilerinde bazı farklılıklar vardır.

Sağlıklı yaşam bir denge halidir.

Kolorektal Karsinomun Sıklığı nedir? Bu tümörler sindirim sisteminin en sık görülen tümörleridir. Gelişmiş ülkelerde görülme sıklığı %5’tir. Görülme sıklığı yaş ile birlikte artar. Elli yaş üzerinde daha sık görülür. Sağ kolonda görülme sıklığı sol kolana göre daha fazladır. Ancak endoskopi yöntemleri ve biyopsi ile polipektomi yapılması (polipin alınması işlemi) nedeniyle sıklık daha çok sol kolona doğru kaymaktadır.

Sağlıcakla

Prof. Dr. Gökhan Akbulut

http://www.gokhanakbulut.com

http://www.mavilotus.org

Kırık Cam Teorisi

“Suçlarla mücadeleyi nasıl başardın” sorusuna New York’un efsane Belediye Başkanı Giuliani’nin cevabı şöyle olmuştu.

“Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından biri bile kırılsa, o camı hemen tamir ettirmezseniz, çok kısa sürede, oradan geçen herkes bir taş atıp, binanın tüm camlarını kırar. Ben ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine ya da bir binanın köşesine, biri, bir torba çöp bıraksın.

O çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir. Ben ilk konan çöp torbasını kaldırttım.”

Bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci önce tek bir pencere camının kırılmasıyla başlıyor. Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse, oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor, diğer camları da kırıyorlar. Ardından daha büyük suçlar geliyor; bir süre sonra o sokak, polisin giremediği bir mahalleye dönüşüyor.

Bunu anlayan New York polisi, önce küçük suçların peşine düşmüş. Metroya bilet almadan binenleri, apartman girişlerini tuvalet olarak kullananları, kamu malına zarar verenleri, hatta içki şişelerini yola atanları bile yakalayıp haklarında işlem yapmış.

Polis bu kararlılığıyla “Küçük müçük, bizim için hiç fark etmez; bu sokağın, metro istasyonunun veya mahallenin suç üreten bir bölge olmasına izin vermeyeceğiz” demiş. ”

Kırık Cam Teorisi” ABD’li suç psikoloğu Philip Zimbardo’nun 1969’da yaptığı bir deneyden ilham alınarak geliştirilmişti.

Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model otomobil bıraktı.

Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı. Olup bitenleri gizli kamerayla izledi.

Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı.

Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi, sağlam kalan otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdılar. Daha ilk darbe indirilmişti ki çevredeki insanlar (yani zengin beyazlar) da olaya dahil oldular.

Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale geldi. “Demek ki” diyordu Zimbardo, “İlk camın kırılmasına, ya da çevreyi kirleten ilk çöpe, ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz.”

Alıntıdır

Nefesi Farket

NEFESİ FARK ET

Çünkü Masal Nefesle Başlar…

Her masal bir nefes ile doğar, gelişir, büyür, yine içinde kahramanı olduğumuz her masal, verilen son nefes ile kendi bitişini kabul eder.

Biz masalımızı başlatalım dilerseniz;

Aldığımız ilk nefes ile bu dünya deneyiminde ilk harekete bürünmeye başlarız ve yüzde yüz akışkan nefesimiz ve bilgeliğimiz ile hoş geliriz kendi senaryomuza.

Ego Ben’liğin devreye girmesine kadar

koruruz içsel mucizevimizi. Yaklaşık 3 yaşına kadar sağlıklıdır oysa nefesimiz.

Daha sonra, nefesimizin doğal ritmini kaybederiz korku, endişe ya da travmatik durumlar karşısında ve sonra da sınırlı nefesimizi bugüne taşırız.

Korku sonradan öğrenilir, oysa doğum anında korkusuzca doğar her kahraman…

Bugün taşıdığımız mucizeyi, nefesimizin limitini fark etmek ve o bilgeliğimizi tekrar hatırlamak gerek.

Bunun için kendimiz üzerinde çalışmaya başlarsak, ‘Yaşam Masal’ımızı da o denli neşeli, coşkulu, enerjili ve sağlıklı yaşamaya başlarız.  

Kendi özümüze dönmek, kendimiz ile çalışmak alıp verdiğimiz NEFES (imiz) kadar bize yakın.

Oksijen hücrelerimizin gereksinim duyduğu en temel doğal kaynak. Nefes ruh, beden ve zihnimiz arasındaki köprü…

Doğal nefes en etkili dönüşüm ve arınma tekniğidir.

Bilim adamları bugün sadece 15 dakika nefes üzerinde farkındalıkla çalışırsak tüm enerji ihtiyacımızı karşılayacağımızı keşfetmişlerdir.

Bütün organlarımız nefesimiz sayesinde vücudumuza aldığız oksijenle çalışır.

Hayatın kaynağı olan nefesimiz bugün pek de üzerinde düşünmediğimiz bir hazine.

Taa ki nefesimizi kısacık da olsa kaybettiğimiz bir durumla karşılaşana kadar.

İşte o zaman içimizdeki mucizenin ya da hazinenin aslında ne olduğundan habersiz olduğumuz bilinciyle uyanıyoruz yeniden.

Ya da yine uyumaya devam ediyoruz fark etmeden…

Düzenli solunum ile vücuttaki kan kalitesi, artmış olan oksijen oranı nedeniyle yükselir. Sistemden toksinleri attırır.  Nefes fiziksel olarak tıkalı bölgeleri açar, sağlıklı ve mükemmel denge ile bağışıklığı güçlendirir.  

Duygusal zihinsel blokajları ve bilinçaltını temizler, stresi azaltır, öfke, korku, endişe ile bastırılan duyguları temizler.

En mühimi ise;

Kalbin yükünü hafifletir.

Sevgili Stefano D’Anna;

“Hatırla ! Tüm olasılıklar “Şimdi” nin içinde bulunur.” der.

Evet şimdi ve burada olmak için nefes alıp vermeye ve onu fark edip hatırlamaya ihtiyacın var, ki masalın kesintisiz devam etsin..

Ve Kahramanı olduğun hayatının mucizesinin ‘SEN’ olduğunu farkettirsin.

Gülay Şahin

Nefes Terapisti- Yazar

Uyanış

Bir insanın kişisel d’evriminin önündeki tek engel yine kendisidir.

‘Uyanış’ kişinin bireysel d’evrimini başlatmasıyla başlar.”

Bireysel uyanış, ‘dış dünyanın sizi koşullandırdığı tüm durumlardan, zihinsel paradigmalardan silkelenmek’ demektir.

Kendinizi koşulsuzca sevmeyi başardığınızda; kendinizle kendiniz, kendinizle diş dünyanız arasındaki tüm engelleri kaldırır; böylece bireysel d’evriminiz için start düğmesine basmış olursunuz.

Evren’den✍🏻

Sevginin Ayak İzleri

Kumsal boyunca yaptığı uzun yürüyüşten sonra, dinlenmek için önüne çıkan büyük bir kayanın üzerine oturdu. Dalgaların sesini dinlerken, rüzgârın tatlı esintisini aniden yüzünde hissetti. Gökyüzündeki güneşin yakıcı sıcaklığıyla beraber, ışığını kumların üzerine gönderdiğini ve onları en değerli mücevherleri kıskandıracak bir parlaklıkla gülümsettiğini gördü. Ve aniden kendi ayak izlerini….

İzleri görebildiği en uzak noktaya kadar takip etti. Geçmişin izlerini…Elbette kendi izleriydi gördükleri…Fakat kumun üzerinde bir çift ayak izi daha vardı.

Oysa etrafında kimse yoktu. Yolu yalnız yürümüştü. Bu ikinci iz kime aitti diye bir düşündü.

Anılarını gözden geçirdi birer birer, kendi yaşamını, yaşadıklarını…Hayatının her anında bir şekilde yanında olanları…İçini büyük bir sevgi denizi kapladı.

Kumlara daha dikkatli bakınca gizemli izlerin ara ara kaybolduğunu farketti. Yaşamındaki fırtınalı dönemlere denk geliyordu izlerin kayboluşu…İsyan etti neden diye ? Neden zor zamanlarında hep yalnız kalmış ve yanında hiç kimse olmamıştı ? Düşününce kalbi kırıldı birdenbire…

Fakat aniden gerçeği gördü ve kalbinin derinliklerinden gelen gizemli ayak izlerinin sesini duydu. Ses ona şöyle diyordu : ” Her zaman seninleydim, yoldaki her adımında…Bu nedenle iki çift ayak izi görüyorsun. Ancak üzgün olduğunda ve hayat sana artık yürüyemeyeceğin kadar ağır geldiğinde seni hep ben taşıdım. O zamanlarda gördüğün ayak izleri ise bana ait, sana değil !

Yolda giderken hayat önümüze türlü engeller çıkarır. Tablo zaman zaman karmaşıklaşır, ağırlaşır, dünyamız alt üst olur. Gözlerimiz görmez, duyularımız hissetmez olur. Yalnız hissederiz kendimizi…

Ancak zor dönemlerimizde o kadar çok şey vardır ki bizi yaşama bağlayan, yaşamı berraklaştıran, aydınlatan ve anlamlandıran…Aldığımız her nefeste; kalpten derinden bağlandığımız bize iyi gelen tüm sevdiklerimiz, ailemiz, dostlarımız, arkadaşlarımız, bizi sevgisiyle kuşatan tüm canlılar ve yaşamımıza anlam katan her bir detay çok önemlidir.

Bu şekilde tablo berraklaşır, canlanır aniden yaşam bulur sevginin gücü, nefesi ve teşekkürüyle…

Düzenlenmiştir

Yemek Borusu Kanseri Patolojisi

Eş anlamlı: #özefagus kanseri patolojisi

#Yemek borusu kanseri hücre yapısı

Patoloji

Yemek borusu kanserinin hücre tipi genel bir bakış açısı ile iki tiptir. Adenokarsinom (gland, salgı epitelinden kaynaklanır) ve yassı epitel hücreli (squamöz) karsinom.

Kanser hücresi elektron mikroskop görünümü

Adenokarsinom nedir?

Gland, salgı hücrelerinden oluşur. Bu hücre tipi midenin iç yüzeyini kaplar ve mide salgısını oluşturur. Bir miktar yemek borusu ile geçiş alanında görülür, yassı epitel hücresinden mide epiteli hücresine doğru bir geçiş oluşur. Buna mide ve yemek borusu arasındaki çizgi: Z çizgisi denir. Yukarıya doğru daha çok yassı epitel hücreleri yer alır. Midenin asit salgısına karşı dirençli bir hücre yapısıdır, aynı zamanda mukusdan ve asiti nötralize eden bir tabaka ile kaplıdır ve mide yüzeyindeki hücrelerden ve salgı bezlerinden salgılanırlar.

Adenokarsinom işte bu salgı hücrelerinden köken alan ama yapısı tamamen değişmiş, aşırı derecede büyüyerek kitle halini almıştır. Vakaların %60’ı bu hücrelerden oluşur. Barrett mukozası’da başkalaşarak, hücre yapısını değiştirerek kanserleşebilir. Barrett mukozasından gelişen kanser tipi Adenokanserdir. Hücre yapısı sebebiyle daha çok yemek borusunun alt kısımlarında ve mideye yakın yerlerde görülürler.

Barrett mukozası ve onun başkalaştığı hücre yapısı olan metaplazi ve displazi geri dönüşümlü hücre yapılarıdır. Yani kansere doğru gidebildikleri gibi, tamamen normal hücre yapısına da dönüşebilirler. Özellikle müzmin bir irritasyon mekanizması varsa örneğin reflü ve bu irritasyon kesilirse örneğin reflü tedavi edilirse bu hücre yapıları normale dönebilir.

Tütsüleme

Squamöz hücreli karsinoma nedir?

Yassı epitel hücreli karsinom demektir. Daha çok yemek borusunun üst kesimlerinde görülür. Gelişmiş ve zengin ülkelerde daha azdır. Fakir ülkelerde daha yaygındır. Yemek borusu kanserinin sebeplerini anlattığımız bir diğer yazımızda belirttiğimiz buzdolabı kullanılmayan, aşırı tuzlu, salamura ve tütsülenmiş gıdalarla beslenen asya ülkelerinde ve ülkemizin doğu kesiminde yaygındır. Sigara kullanımı ile ilişkilidir. Alkol ve nitratlar (bozulmuş, bekletilmiş gıdalar) sebebiyle oluşabilir.

Endoskopi ve biyopsi tanı koymak için yeterlidir

Patoloji ne demektir?

Patoloji, hastalık bilimi demektir. Ancak hastalıkların hem mekanizmaları hem de temel hücresel değişimlerini gözlemeyi, hücresel değişimler üzerinden teşhis koymayı amaçlar. Patoloji uzmanları, hastalıklı dokuları ince kesiltler haline getirip, daha sonra özel boyalarla boyarlar ve mikroskop altında incelerler. Kanser hastalığının, iyi ve kötü huylu hastalığın ve kötü huylu hastalığın evresinin değerlendirilmesinde kullanılır. Patoloji tebabetin temel taşlarından biridir.

Yemek Borusu kanserinin teşhisi nasıl konur?

Endoskopi ve alınan biyopsinin histopatolojik olarak incelemesi sonucu konur.

Patoloji nedir?

Eş anlamlı: #hastalık bilimi

#hücresel değişim

#malign, benign, habis, iyi huylu, kötü huylu

Patoloji nedir?

Patoloji, hastalık bilimi demektir. Ancak hastalıkların hem mekanizmaları hem de temel hücresel değişimlerini gözlemeyi, hücresel değişimler üzerinden teşhis koymayı amaçlar. Patoloji uzmanları, hastalıklı dokuları ince kesiltler haline getirip, daha sonra özel boyalarla boyarlar ve mikroskop altında incelerler. Kanser hastalığının, iyi ve kötü huylu hastalığın ve kötü huylu hastalığın evresinin değerlendirilmesinde kullanılır. Patoloji tebabetin temel taşlarından biridir.

Malign ne demektir?

Malign kötü huylu tümörlere verilen genel isimdir. Daha azgın bir davranış paterni gösteren, hem çevredeki komşu organlara tutunan (infiltrasyon), hem de uzak organlara yayılan bir karaktere sahiptir. Hücreler köken aldıkları hücreden farklılaşmıştırlar. Hücre çoğalma (mitoz) sayısı belirgin olarak artmıştır. Hızlı büyüyen hücrelerdir. Hücrelerde atipi ( yapısal değişim, farklı boyutlar) hücre çekirdeklerinde koyu boyanma ( hiperkromazi), yeni ve olgunlaşmamış damar yapıları (neovaskülarizasyon), hızlı çoğalmaya bağlı olarak hızlı büyüme ve bunun sonucu iyi beslenemeyen ve bu yüzden ölen hücre odakları tipik özellikleridir. Örneğin liposarkom, kalın bağırsak kanseri. Habis kelimesi eş anlamlısıdır.

Benign ne demektir?

Benign iyi huylu tümörlere verilen isimdir. Yapısal olarak köken aldıkları hücrelere benzerler ancak kitle oluşturmuşlardır. Uzak ve yakın organ yayılması göstermezler. Örneğin: Lipom, nevüs, keratoz.

Tümör ne demektir?

İyi yada kötü huylu kitle oluşturan hücre gruplarına verilen genel isimdir. Ur eş anlamlısıdır. Örneğin habis ur : malign tümör demektir.