Dünyayı Değiştirmek

Genç bir insanken, dünyayı değiştirmek istemiştim.

Ne var ki dünyayı değiştirmenin çok zor olduğunu gördüm, bu yüzden ulusumu değiştirmeye çalıştım.

Ulusumu değiştiremeyeceğimi anladığımda, yaşadığım kente diktim gözlerimi. Ne var ki, yaşlı bir adam olarak kentimi değiştiremedim, o zaman ailemi değiştirmeye karar verdim …

Şimdi, yaşlı bir adam olarak, tek değiştirebileceğim şeyin kendim olduğunun farkına vardım ve birden anladım ki eğer uzun süre önce kendimi değiştirseydim, ailemi etkileyebilirdim.

Ben ve ailem kenti etkilerdik…Kentin etkisi ulusu değiştirirdi ve ben dünyayı değiştirebilirdim gerçekten de…

BİR BİLGE İNSAN

İyilik

İki ilkokul öğrencisi yeni ders yılına başlarken iyilik konusunda herkese çok değerli bir ders verdi.

“Connor okul bahçesinin bir köşesinde ağlarken oğlumun onu teselli ettiğini gördüm. Elini tuttu ve onu ön kapıya doğru yürüttü. Zil çalıncaya kadar bekledik. Sonra ikisi birden okulun içine girdi. O andan itibaren ayrılmaz bir ikili oldular,” diye anlatıyor Christian’ın annesi Courtney Moore.

Christian’ın bilmediği şey ise Connor’ın otizmli olduğuydu. Connor için okulda etrafında olup biten her şey çok yorucuydu.

“Her gün birileri ona gülecek diye korkuyorum, çünkü doğru konuşamıyor. Ona hareketsiz oturamadığı, atlayıp zıpladığı ve ellerini çırptığı için gülecekler diye korkuyorum,” diyor Connor’ın annesi April Crites.

Christian’ın annesi, oğlunun Connor’a destek olduğu bu harika anı yakalamayı başardı. Bu fotoğraf karesi sosyal medyada binlerce insanın kalbine dokunarak viral oldu. Oysa çocuklar için olay oldukça basitti:

“Bana karşı çok iyiydi. Okulun ilk günüydü. Ağlamaya başladım, bana yardım etti ve ben de mutlu oldum,” diyor Connor.

Christian, Connor’ı farklı biri olarak görmedi. Belki de bu yüzden pek çok insan ve özellikle ebeveynler bu kareden bu kadar etkilendi.

“Hangi renkten, ırktan, cinsiyetten olduğunuz ya da bir engelinizin olup olmaması önemli değil. Hiçbir şey önemli değil. Sadece nazik olun ve kalbinizi açın. Dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu şey bu çünkü.”

Bu küçücük hareket muhtemelen Connor’ın bütün gününü değiştirdi. Dünyanın, iki 8 yaşındaki oğlan çocuğundan aldığı ders buydu belki de:

“Küçücük bir iyilik bir insanın hayatını değiştirebilir, dünyayı değiştirebilir. Hepsi bu.”

http://www.egitimpedia.com

Taşlar Alemi

Dağdan kopup yuvarlanan bir taşın içinden neler geçer kimbilir ?

Taş, koptuğu dağın eteğine sağ salim düşmüştü.

Etrafında çok önceden düşmüş taşları selamladı.

Hemen hemen hepsinin altlarını yuva edinmiş hayvanları selamladı…

Zamanla sert karnının altında kımıldayan bir canlı ya da canlılara çatı olmanın heyecanıyla beklemeye koyuldu; sabrın diğer adıydı o…

Bir sabah yanındaki taşın kendi kendine söylendiğini duydu : Şu dağın en tepesinden ta buralara düştüm. Atıldım… Komşusuyla aynı kaderi paylaşmıştı ve ancak bir taşın duyabileceği tonda ona şöyle dedi : Etrafına bir bak; görüyor musun, ne kadar çoğalmışız. Bu atılmak dağılma değil, bilakis bir toplanma biçimidir.

Ah, dağlar, demek siz de ağlarsınız gözyaşlarınızdır eteğinize dökülen taşlar.

Doğanın Yüzü Sergisi

Çekiçle Felsefe

“…Çekiçle felsefe yapmak radikal bir biçimde her şeyi sorgulamak demektir.” Sorgulamak, radikal sorular sormak insanların öyle rastgele yaptıkları bir iş değildir. Sorgulamak, her şeyden önce bir şey hakkında şüphe duymakla başlar. Soru sormak bir şeyi olduğu gibi kabul etmemek, bize göründüğü biçimiyle yetinmemek demektir. ‘Bilgisizlik’, cehalet insanın şaşırmasına, utanmasına ve hayret etmesine sebep olmuştur.

Zira her şeyden şüphe etmeye başladığımız zaman ister istemez bu şüphe sonunda kendimize yönelir ve kendimizi de sorgulamaya başlarız…”

“Nietzsche için felsefe yapmak nihilist bir karakter taşır. Filozof bu tarza ‘çekiçle felsefe yapmak’ diyor.

Demek oluyor ki Nietzsche’nin felsefe yaparken sorgulamadığı, şüphe etmediği, saldırmadığı ve yıkmadığı hiçbir felsefi sistem, felsefi teoloji veya teolojik felsefe, etik ve metafizik yoktur. Onun için yıkmak yaratmanın kategorik imperatifidir. Hal böyle olunca geriye bir ‘Hiç’ (Nichts) kalır! Ancak Nietzsche bu ‘Hiç’ten heykellerin heykelini yontmaya başlar. Nietzsche’de ‘en çetin, en çirkin taşta uyuyan bu heykellerin heykelini’ adeta kirpiklerinin ucuyla yontar ve tüm ihtişamıyla varlık sahnesine çıkartır.

Nietzsche için felsefe yapmak sabit ve değişmez bir hakikat peşinde koşmak demek değildir, bilakis felsefe bir inşa etme faaliyetidir; hakikati, varlığı kurma, yapılandırma ameliyesidir.

Bu bağlamda Nietzsche insanın güçlü bir mimari kabiliyeti olduğuna inanır ve bu yüzden de ona hayran olunması gerektiğini vurgular…”

Senail Özkan

Gelecekteki Kendime Mektup

Bu mektubu gelecekteki halime yazıyorum çünkü bu anıların zamanla silinip gitmesini istemiyorum. Çok fazla şey deneyimlediği zaman gelecekteki halimin durmasını ve bu mektubu alıp düşünmesini istiyorum. Nereden geldiğimizi ve kim olduğumuzu bilmezsek nasıl olmak istediğimiz yere gideriz?

Gelecekteki halimin durup derin bir nefes almasını ve düşünmesini istiyorum…

Gelecekteki bana mektup: unutmanı istemiyorum…

Sevgili kendim, seni bugün mutlu eden şeyleri unutmanı istemiyorum. Bu yüzden sana yazıyorum. Bu mektup sana yol göstersin ve her gece yatağa gülümseyerek gir. Hem sahip olduğun dostların hem de yaptığın iş ya da sosyal hayatın sayesinde. Belki isteklerin için hep savaşmak zorunda olacaksın ama hobilerin seni mutlu edecek. Umarım hiçbir zaman onlardan vazgeçmezsin. Ya da vazgeçersen umarım bu daha iyilerini edindiğin için olur.

Bu mektubu okuduğun zaman seni güzel bir anı yolculuğuna çıkaracağından eminim. Buna tutun. Geçen yılların duygularını değiştirmesine veya yüzünden bunları silmesine izin verme. Sevgili gelecekteki ben, zorluklara diren ve kendini kaybetme.

Gelecekteki ben, sana bu mektupta hayallerimi ve her sabah beni uyandıran şeyleri anlatmak istiyorum. Bunu okurken onlara ulaşabilmiş misin göreceksin. Ulaşmadıysan akıllı ol ve elde etmek için çalışmaya devam et. Bu yolda öğrendiklerini koru ve ders al. Başarılı olamasan bile her deneyimin sana bir şeyler katıp yeni fırsatlar açtığını unutma

Sevgili kendim…

Bugün beni mutlu eden şeyleri unutmak istemiyorum, senin de öyle. Bu mektup hatırlatıcı olsun. Sana bu sözleri mutlu bir anda yazıyorum, sanma ki sadece melankoli bana ilham verir. Her ne yapıyorsak istek ve iradeyle yap, yolundan şaşma, hor görme. Kararlı ol ve devam et. Ve unutma, ufukta gördüğün bulutların çoğu aslında o kadar karanlık değil.

Bu mektupta yaşadığın maceralı, gururlandığın şeyleri göreceksin. Her şeyden önemlisi seni özel ve farklı yapanın ne olduğunu. Sen özelsin ve öyle kalmanı istiyorum. Şu an gülmüyorsan dur ve düşün, olmak istediğin yerde misin ve nereye gidiyorsun. İçindeki kızı zapt ederek büyüme. Bu mektubu ona da yazıyorum.

Gelecekteki ben…

Gelecekteki ben köklerini unutmanı istemiyorum. Bu yüzden sana yazıyorum. Nereden geldiğini hep hatırla. Bu yolculukta senle birlikte olanlardan memnun olmak yetmez, onları da memnun et. Bağlantının koptuğu biri varsa ve özlüyorsan ara onu, o da senin bir parçan. Hayattaki anılarının parçası olduğu için ona teşekkür et ve gülümse.

Bu mektupta gelecekteki halim, tüm arzu ve umutlarım canlıdır. Hala öğrenmeye devam ediyorum. Bunların yol boyunca kaybolmasını istemiyorum. Rüzgarın kaderini öylece savurmasına izin verme.

Umarım gelecekteki ben, bu yolda kendini kaybetmeden sağlam şekilde ilerlersin. Kendime başka bir mektup daha yazmak istiyorum. Gerçekten her şeye değecek hayaller olduğunu göstermek için. Ne olursa olsun yaşa!

aklinizikesfedin.com

Travma

Bazı insanların yaşamları, öykü gibi akıp gidiyor; benimkinde ise bir sürü duraklamalar ve başlangıçlar var. İşte travmanın yaptığı şey bu. Akışı bölüyor…Sadece olup bitiyor ve ardından yaşam devam ediyor. Kimse sizi buna hazırlamıyor.

Jessica Stern, Denial : A Memoir of Terror