korona

 

Evet, korku var.
Evet, karantina var.
Evet, panik temelli alışveriş var.
Evet, hastalık var.
Evet, hatta ölüm bile var.

Ancak…

Diyorlar ki yıllar süren gürültüden sonra, Wuhan’da artık kuş sesleri duyulabilir oldu.

Diyorlar ki, sadece birkaç hafta süren bir sükunetten sonra bile, gökyüzünü kaplayan kalın gri duman kayboldu, yerini mavi ve berrak gökyüzüne bıraktı.

Diyorlar ki Assisi’nin sokaklarında insanlar, boş meydanların köşelerinden birbirlerine şarkı söylüyorlar. Camlarını açık tutuyorlar ki, hastalıkla yalnız baş edenlerin odalarına kadar girsin sesleri, ailelerinin sesiyle dolsun odalar.

Diyorlar ki İrlanda’nın batısında bir otel, evden çıkamayanlara ücretsiz yemek götürüyor.

Bugün tanıdığım genç bir kadın, üstünde kendi numarası olan kartlar dağıtıyor mahallesinde ki, yalnız başına kalmış bakıma muhtaç yaşlıların arayacak birisi olsun.

Bugün kliseler, camiiler, sinagoglar ve tapınaklar sokakta yaşayanları, hastaları ve düşkünleri misafir etmeye hazırlanıyor.

Tüm dünyada insanlar yavaşlıyor ve düşünüyor, komşularına farklı bir gözle bakmaya başlıyor,

Tüm dünyada insanlar bambaşka bir gerçekliğe uyanıyor:

Aslında ne kadar büyük olduğumuza,
Kontrolümüzün ne kadar az olduğuna,
Ve gerçekten önemli olanın ne olduğuna:
Sevgiye

Evet korkunun olduğunu biliyor ve dua ediyoruz. Ama nefretin olmasına gerek olmadığını görüyoruz.

Evet karantina var, ama yalnızlık yok.

Evet hastalık var, ama ruhunun hastalanmasına gerek yok.

Evet ölüm var, ama sevginin yeniden doğuşu da var.

Hayatı nasıl yaşayacağınıza dair yaptığınız seçimlerin şu anda farkına varın.

Bugün, nefes alın. Paniğin yarattığı gürültünün ardındakini dinleyin.

Kuşlar yeniden şarkı söylüyor,
Gökyüzü yeniden berraklaşıyor,
Bahar geliyor.
ve sevgi bizi her an sarmalıyor.

Şimdi ruhunun kapılarını aç
ve
Sesin boş meydanın ucuna kadar gitmeye yetmeyecekse bile…
Şarkını söyle

AlıntıE4F2E6D3-CDC8-4A97-9C9A-2FB035FDD47F

Kurtla kuzu

894382E1-E248-4E08-9366-A39A50491BD0

Kimi insan aşırı duyarlıdır.
Başkalarının duygularını, isteklerini ve ihtiyaçlarını, onlar söylemeden anlar. Acılarını derinden hisseder. Kendi duygularını başkalarının duygularından ayırmakta zorlanabilir.
Kendisinden yardım istenmese bile, sorunları çözmek, sıkıntıları gidermek için ortaya atılır, yoğun çaba içine girer.
Onlar adına sorumluluk üstlenir. Hep başkalarını memnun etmek ister; bunun için de kendi imkânlarını, gücünü ve sınırlarını zorlar.
Mükemmeli başarmak için çılgınca çabalar; hata yaptığında kendisini cezalandırır.
Eleştiriden korkar; en küçük eleştiriyi bile kolayca içselleştirir veya kişiselleştirir.

Kimi insansa toksiktir.
Böyle bir kişi kendi eylemleri için sorumluluk almakta zorlanır.
Her şeyi eleştirir.
Karşısındakini suçlar; onun bedeni, duygu, düşünce ve davranışlarında hep bir kusur bulur.
Yalan söyler, manipüle eder.
Güç kullanarak baskı yapar ve kontrol eder. Yapıcı değil yıkıcıdır.
Bazen kinayeyle, bazen açıkça alay ederek ya da azarlama, küçümseme, somurtma, küsme ve hakaretlerle duygusal şiddet uygular.
Karşısındaki kişiye kendisini mutlu etme sorumluluğunu yükler.
İhtiyaçlarının karşılanması için tehdit edici, korkuya dayalı bir dil kullanabilir.
Sorunları aklı başında bir insan gibi çözmede başarısızdır. Çünkü başkalarının duygularını veya düşüncelerini dikkate almaz, umursamaz.
Kendi yanlışlarıyla yüzleştirildiğinde inkâr eder, saldırganlaşır.
Her insan zaman zaman toksik davranışlar gösterebilir, ancak buradaki anahtar unsur, diğer kişinin kederine, acısına veya rahatsızlığına neden olduğunun bilinciyle bu davranışların sürdürülmesidir.
Aşırı duyarlı bir kişinin toksik bir kişiyle aile, sevgili, eş ya da yakın arkadaş gibi samimi bir ilişkiyi paylaşması, çok toksik bir ilişki dinamiğe neden olabilir.

Toksik insanlar, isteklerini sorgusuz sualsiz yerine getirdiğiniz sürece mutlu olurlar ama dik durmaya ve hayır demeye başladığınızda öfkelenir, yeni kafa oyunlarına ve duygusal şantaja başvururlar.
Kendi gerçeğinizi keşfetme ve onların egemenliğinden kurtulma kararınızın çoğu zaman bencil olmakla suçlamanıza neden olduğunu hayretle fark edersiniz.

Kendi yaşamınızı gözden geçirin!
Aşırı duyarlı bir insansanız ve ilişkinizde kendinizi kötü hissediyorsanız, yalnız değilsiniz!
Endişe, panik atak, depresyon ya da migren, hipertansiyon, fibromiyalji, İBS gibi psikolojik kökenli bedensel hastalıklar için ilaçlarla tedavi olmaya çalışan sayısız insanın aslında sizin gibi toksik ilişkiler sonucu hastalandığını ama bu gerçeğin nadiren dikkate alındığını bilmenizi isterim.

Unutmayın!
Otantik, anlamlı ve sağlıklı bir hayat yaşamak istiyorsanız, başkalarını hayal kırıklığına uğratabileceğinizi, üzebileceğinizi ve bazı insanların sizi sevmeyeceğini kabul etmek zorundasınız.
Bunlar elbette aşırı duyarlı bir insanı çok zorlayacak gerçeklerdir.
Ama yaşamınızın kendi isteklerinizi, değerlerinizi ve ihtiyaçlarınızı yansıtmasını istiyorsanız, bu gerçekleri kabul etmekten başka çareniz yoktur!

DR Şafak N.

Kör

Kör bir adam, bir bahar günü, şehrin manzarasının en güzel göründüğü yerlerden birinde dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibinde duran tabelanın üzerinde “Doğuştan kör” yazılıymış.

İnsanlar umursamaksızın dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir reklamcı bu durumu görmüş ve tabelayı alarak arkasına bir şeyler yazmış, ol​duğu yere tekrar bırakmış. Daha sonra, oradan gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, dilencinin önündeki kutuya para atmaya başlamış. Onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede parayla dolup taşmasına bir cümle yetmiş. Şöyle yazıyormuş tabelada:

“Güzel bir bahar günü… Ama ben baharı görmüyo​rum…”

Bahar geliyor ve şükretmek için çok sebebimiz var dostlarım BF89FBB8-A2CE-4C04-BCF9-F87B5CE162F9

Korona

Korona virüsü, 400-500 mikrohücre çapına sahip , boyutları büyük bir virüstür, herhangi bir maske bile virüsün girişini engeller, bu nedenle eczacıları 2 katlı 3 katlı maske istiyoruz diye zorlamaya gerek yoktur.

Virüs havaya değil, yere yerleşir, bu nedenle hava yoluyla bulaşma ihtimali düşüktür

Korona virüsü, metal bir yüzeye bulaştığında 12 saat yaşayacak, bu yüzden ellerinizi sabun ve su ile yıkamak bile yeterli olacaktır

Kumaşlara bulaştığında Corona virüsü 9 saat kalır, bu yüzden kıyafetleri yıkamak veya iki saat güneşe maruz bırakmak onu öldürmek için yeterlidir.

Virüs 10 dakika boyunca ellerde yaşar, bu nedenle cep boyutlarındaki alkol ve dezenfektanları cepte taşımak ve sık sık önlem amaçlı kullanmak faydalı olacaktır

Virüs 26-27 ° C sıcaklığa maruz kaldığında öldüğü için , sıcak bölgelerde yaşayamamaktadır. Ayrıca sıcak su ve sıcak içecekler içmek ve güneşe maruz kalmak yeterince iyidir.
Dondurmadan uzak durmak ,soğuk yiyecekler ve içecekler tercih etmemek önemlidir.

Ilık su ve tuzla gargara yapmak virüsü bademciklerde iken öldürür ve akciğerlere geçmesini önler.

Bu talimatlara uymak virüsü önlemek için önemlidir.Herkese ulaşması dileğiyle paylaşalım

UNICEF1A28165A-4D2A-459F-8BFE-41A53A0119D5

İnsanlar vardır

 

İnsanlar vardır;
Gelip geçerler hayatlarımızdan..
Kimi hiçbir iz bırakmaz ardından,
Kimi hafifçe okşar ruhumuzu,
Kimi de hüzün bırakır ardından.
İnsanlar vardır;
Usulca sokulurlar içimize,
Sonsuzcasına orada kalsın isteriz.
Bazıları serap gibidir,
Yokluğunda hayalleridir gerçeğimiz…
İnsanlar vardır;
Su gibi aziz, su gibi duru..
Konuştukça su olur akarlar kalbimize,
Kan gibi, Can gibi, Canan gibi…
İnsanlar vardır;
Işığı sönmüş yıldızlar gibi çaresizdirler.
Açtın mı kollarını, Kalbine doldururlar ışığı.
İnsanlar vardır,
Soğuk duvarlar misali
Gülümsemenin sıcaklığını bilmezler,
Bilseler de sevmezler…
İnsanlar vardır,
Gelip geçerler hayatlarımızdan
Kimi depremlerle gider, Kimi fırtınalarla…
Ben kalanlardan yanayım.
Gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını severim,
Sarılıp bırakmayanların sıcaklığını…

0E8693AC-3791-472C-AC42-8EC90B1E5AFE

Ben hiç insan kaybetmedim

Ben;
hiç insan kaybetmedim…..!!

4B659EAB-8FF8-48AC-8498-4EC9680A60E2
Asla;
sevmediğim birine,
seni seviyorum demedim…
Ya da asla birini severken karşılığını beklemedim…
Dostluğuma;
değer biçmedim,
sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim……
Sevdiysem;
sonuna kadar gittim,
bitirdiysem öldürse de hasreti,
geriye dönmedim…
Bazen;
çok kırıldım,
bazen belki de kırdım…
Ama hata insana mahsustur dedim…
Affettim,
af diledim…
Kimileri;
birden fazla kırdılar kalbimi….
ama ben onları yinede affettim…
Onlar belki beni saflıkla yargıladılar…
Belki de içten içe sinsice güldüler…
Ama asıl unuttukları şuydu;

Ben aldanmadım….!
Aldanan;
her zaman kendileri oldular,
ama bunu anlayamadılar…
Bir insan kaybının;
ne olduğu bilemedikleri için…
Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için…

Oysa ben hiç insan kaybetmedim…
Sadece;
zamanı geldiğinde
vazgeçmeyi bildim o kadar…

Can Yücel

Gitsin

🦋 İnsanlar çoğu zaman ölçüsüz, mantıksız, ben-merkezlidir;
Sen yine de AFFET gitsin.

🦋Nazik biri isen insanlar seni bencillikle, art niyetle suçlayabilir;
Sen yine de NAZİK OL gitsin.

🦋Başarılıysan, bazı sahte dostlar ve bazı gerçek düşmanlar edinirsin;
Sen yine de BAŞAR gitsin.

🦋Açık yürekli ve dürüstsen insanlar seni aldatabilir;
Sen yine de AÇIK YÜREKLİ ve DÜRÜST OL gitsin.

🦋Yapmak için yıllarını verdiklerini, birileri bir gecede yerle bir edebilir;
Sen yine de YAP gitsin.

🦋Huzuru ve mutluluğu bulursan birileri seni kıskanabilir;
Sen yine de MUTLU OL gitsin.

🦋Bugünkü iyiliğini, insanlar yarın unutabilir;
Sen yine de İYİLİK YAP gitsin.

🦋Dünyaya elindekinin en iyisini versen de asla yetmeyebilir;
Sen yine de dünyaya ELİNDEKİNİN EN İYİSİNİ VER gitsin.

🦋Gördüğün gibi en nihayetinde bu, seninle Tanrı arasında,
Zaten hiç seninle ONLAR arasında olmamıştı…

A8F60C39-AA32-4F3E-8DC0-B09D547B05F4

Yaşamak

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından.77D3DA23-0886-4BAA-9DBF-6224294380BB

Ressam

Köyde yaşayan yaşlı bir ressam vardı. Olağanüstü güzel resimler yapıp iyi fiyata satardı.

Bir gün köyden bir fakir gelip dedi ki :

-Yahu senin durumun iyi. Neden kimseye yardım yapmıyorsun. Bak fırıncı fakirlere ara ara bedava ekmek veriyor. Kasap bazen Bedava et veriyor. Sen neden hiç yardım etmiyorsun?
Ressam tebessüm etti ama bir şey demedi.

Bu fakir bütün köyde sabah akşam ressamın aleyhinde propaganda yapıyor ve ressamı kötülüyordu.

Bir gün ressam hasta oldu . Kimse de onun yanına gelmedi ve sonunda ressam öldü.

Aradan bir kaç gün geçti .Artık ne fırıncı ekmek verdi fakirlere ne de kasap et verdi.

Sordular neden fakirlerin hakkını kestiniz?

Dediler ki her ay başı o merhum ressam bize para verip fakirlere ekmek ve et vermemizi söylerdi. O ölünce para veren kalmadı o yüzden.

İnsanların bazıları seni kötü ,kimileri ise sudan daha temiz ve berrak bilir.Ne kötü diyenler sana zarar verir ne de iyi diyenlerin sana bir yararı olmaz.

62B68348-888D-4342-BDFC-764A30FEB377Önemli olan senin gerçek ve hakiki durumundur.

İzin ver

Bazı şeylerin gitmesine izin vermek çok önemlidir.

Onları serbest bırakmak.

Gevşek olanı kesmek.

İnsanların, hiç kimsenin işaretli kağıtlarla oynamadığını anlaması gerekiyor; bazen kazanırız ve bazen de kaybederiz.

Hiçbir şeyi geri almayı bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını.

Daireyi tamamla.

Gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için.

Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul.

Geçmişte olduğun kişi olmayı bırak ve şu anda

54F58077-8EC7-4CF2-974E-F2E0F5CB3C9Bkimsen o ol.

Paulo Coelho