Nefes

Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsızlar, negatifler sizi aşağı çeker.

Küçük şeylerden zevk almaya bakın.

Sık sık, uzun uzun, vargücünüzle gülün. Soluksuz kalıncaya kadar gülün.

Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.

Sevdiklerinizle doldurun çevrenizi; aile, kedi, köpek, kuş, balık, yadigarlar, müzik, bitkiler, hobiler, ne olursa. Eviniz sığınağınızdır. Tadını çıkartın.

Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse üstüne titreyin. Bozuksa düzeltin. Siz kendiniz düzeltemiyorsanız yardım sağlayın.

Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, komşu illerde ya da dış ülkelerde dolaşın; ama sakın suçluluk, pişmanlık duygusuna yönelmeyin.

Sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi söyleyin, hissettirin her fırsatta.

Unutmayın ki yaşam, aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür.

George Carlin8E6C1089-4073-4632-A857-C6D3A85412E3

An ı yaşa

Kendinizi başkasına anlatmayın..
Sizi sevenin buna ihtiyacı yoktur.
Sevmeyen de inanmayacaktır zaten…
Onun hayatında bir seçeneksen,
Onun senin bir önceliğin olmasına izin verme.
İlişkiler en iyi dengeli olduğunda yürür…
Uyandığında iki seçeneğin var…
Tekrar uyuyup bir rüya görmek, ya da uyanıp rüyanın peşinde koşmak…
Bize değer verenleri ağlatır, vermeyenler için ağlarız…
Bizim için hiç ağlamayacaklara değer veririz…
Garip ama gerçek…
Bir kez bunu anlasak değişmek için hiçbir şey geç değil…
Mutluyken söz, üzgünsen cevap, öfkeliysen karar verme…
Zaman nehir gibidir…
Aynı suda iki kez yıkanılmaz…
An’ı yaşa, geçen su bir daha gelmez…
Hep meşgulsen, hiç müsait olamazsın…
Hep zamanının olmadığnı söylersen, hiç zamanın olamaz…
Hep “yarın yapacağım” dersen, yarın hiç gelmez…

Herakleitos..D1C9CABD-C103-4B98-BAF7-F3AB19B5EA42

İstavrit

Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye.
Önce müthiş bir acı duydu dudağında.
Gümbür gümbür oldu yüreği,
sonra hızla çekildi yukarıya.

Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü; neye benzerdi acep gökyüzü?
Bir yanda büyük bir merak,
bir yanda ölüm korkusu.

Ne çâre balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu.
Küçük istavrit anladı; yolun sonu.
Koca denizlere sığmazdı yüreği,
oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci.

İnsanlar gelip geçtiler önünden: bir kedi yalanarak baktı gözünün içine.
Yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu.
Son bir defa düşündü derin mâviyi, beyaz mercanı.
Bir de yeşil yosunu.

İşte tam o anda eğilip aldım onu.
Yürüdüm deniz kenarına,
bir öpücük kondurdum başına,
iki damla gözyaşından ibâret sâde bir törenle saldım denizin sularına.

Bir an öylece bakakaldı.
Sonra sevinçle dibe daldı gitti, bütün kederimi söküp atarak.
Teşekkürü de ihmal etmemişti;
birkaç değerli pulunu elime, avuçlarıma bırakarak.
Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme:
sorar gibiydiler, neden yaptın bunu niye.

“Bir gün” dedim
“bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son âna kadar hep bir ümidim olsun diye.”

Nâmık KEMALF2E6EE49-583C-4591-B638-78F3AB327EF7

Saç

B5803BAA-4F8C-4DD0-AA9D-73A2E898B88AKadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç tel saç görmüş.
” Hım, demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım. ”
Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş.
Ertesi gün kalkmış, aynaya bakmış, kafasında iki tel saç kalmış.
” Hım. ” demiş, ” bugün saçımı ikiye ayıracağım.”
Dediğini de yamış, harika bir gün geçirmiş.
Bir ertesi gün yine kalkmış, aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.
” Tamam, tamam. “ demiş. “ artık bugün atkuyruğu yaparım.”
Öyle de yapmış ve çok çok güzel bir gün geçirmiş.
Daha bir ertesi gün aynaya baktığında, kafasında bir tek tel bile kalmamış.
” Wow! ” diye bağırmış. ” Bugün saç derdim yok. ”
Bakış açısı her şeydir. Gerektiğinden kibar ol. Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta 🙏

Anı

Bâzen geç kalırsın bir ömre..
Hikâye biter,
kendine dönersin..
Kaldığın yer,
kanadığın yerdir artık..
Hiç işte…”
“Bilirsin,
bir ömre bedel ânlar vardır,
gelir-geçer…..
Bir de;
bir ömre bedel anılar vardır…
Sen gelip geçersin,
o geçmez geçmek bilmez…”

Alıntı A9F6CD4A-77A7-4869-AB72-846FFFEB9F43

Herşey birbiri için yaşar

Bir şaman öğretisine göre;
Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz…
Nehirler kendi suyunu içemez…
Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez…
Güneş kendisi için ısıtmaz…
Ay kendisi için parlamaz…
Çiçekler kendileri için kokmaz…
Toprak kendisi için doğurmaz…
Rüzgar kendisi için esmez…
Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz.

Doğanın anayasasında ilk madde şudur:
Her şey birbiri için yaşar..
Birbiri için yaşamak, doğanın kanunudur..
Eski çağlardan süregelen bir anlayıştı bu..
Bütünlüğü anlatırdı. Özü iki cümleydi:

“BEN Biz olduğumuz zaman BEN olurum.”
“BEN, Ben olduğum için SEN, Sensin”BEB8AE34-226C-4292-AD25-01038BD43F01

korona

 

Evet, korku var.
Evet, karantina var.
Evet, panik temelli alışveriş var.
Evet, hastalık var.
Evet, hatta ölüm bile var.

Ancak…

Diyorlar ki yıllar süren gürültüden sonra, Wuhan’da artık kuş sesleri duyulabilir oldu.

Diyorlar ki, sadece birkaç hafta süren bir sükunetten sonra bile, gökyüzünü kaplayan kalın gri duman kayboldu, yerini mavi ve berrak gökyüzüne bıraktı.

Diyorlar ki Assisi’nin sokaklarında insanlar, boş meydanların köşelerinden birbirlerine şarkı söylüyorlar. Camlarını açık tutuyorlar ki, hastalıkla yalnız baş edenlerin odalarına kadar girsin sesleri, ailelerinin sesiyle dolsun odalar.

Diyorlar ki İrlanda’nın batısında bir otel, evden çıkamayanlara ücretsiz yemek götürüyor.

Bugün tanıdığım genç bir kadın, üstünde kendi numarası olan kartlar dağıtıyor mahallesinde ki, yalnız başına kalmış bakıma muhtaç yaşlıların arayacak birisi olsun.

Bugün kliseler, camiiler, sinagoglar ve tapınaklar sokakta yaşayanları, hastaları ve düşkünleri misafir etmeye hazırlanıyor.

Tüm dünyada insanlar yavaşlıyor ve düşünüyor, komşularına farklı bir gözle bakmaya başlıyor,

Tüm dünyada insanlar bambaşka bir gerçekliğe uyanıyor:

Aslında ne kadar büyük olduğumuza,
Kontrolümüzün ne kadar az olduğuna,
Ve gerçekten önemli olanın ne olduğuna:
Sevgiye

Evet korkunun olduğunu biliyor ve dua ediyoruz. Ama nefretin olmasına gerek olmadığını görüyoruz.

Evet karantina var, ama yalnızlık yok.

Evet hastalık var, ama ruhunun hastalanmasına gerek yok.

Evet ölüm var, ama sevginin yeniden doğuşu da var.

Hayatı nasıl yaşayacağınıza dair yaptığınız seçimlerin şu anda farkına varın.

Bugün, nefes alın. Paniğin yarattığı gürültünün ardındakini dinleyin.

Kuşlar yeniden şarkı söylüyor,
Gökyüzü yeniden berraklaşıyor,
Bahar geliyor.
ve sevgi bizi her an sarmalıyor.

Şimdi ruhunun kapılarını aç
ve
Sesin boş meydanın ucuna kadar gitmeye yetmeyecekse bile…
Şarkını söyle

AlıntıE4F2E6D3-CDC8-4A97-9C9A-2FB035FDD47F

Kurtla kuzu

894382E1-E248-4E08-9366-A39A50491BD0

Kimi insan aşırı duyarlıdır.
Başkalarının duygularını, isteklerini ve ihtiyaçlarını, onlar söylemeden anlar. Acılarını derinden hisseder. Kendi duygularını başkalarının duygularından ayırmakta zorlanabilir.
Kendisinden yardım istenmese bile, sorunları çözmek, sıkıntıları gidermek için ortaya atılır, yoğun çaba içine girer.
Onlar adına sorumluluk üstlenir. Hep başkalarını memnun etmek ister; bunun için de kendi imkânlarını, gücünü ve sınırlarını zorlar.
Mükemmeli başarmak için çılgınca çabalar; hata yaptığında kendisini cezalandırır.
Eleştiriden korkar; en küçük eleştiriyi bile kolayca içselleştirir veya kişiselleştirir.

Kimi insansa toksiktir.
Böyle bir kişi kendi eylemleri için sorumluluk almakta zorlanır.
Her şeyi eleştirir.
Karşısındakini suçlar; onun bedeni, duygu, düşünce ve davranışlarında hep bir kusur bulur.
Yalan söyler, manipüle eder.
Güç kullanarak baskı yapar ve kontrol eder. Yapıcı değil yıkıcıdır.
Bazen kinayeyle, bazen açıkça alay ederek ya da azarlama, küçümseme, somurtma, küsme ve hakaretlerle duygusal şiddet uygular.
Karşısındaki kişiye kendisini mutlu etme sorumluluğunu yükler.
İhtiyaçlarının karşılanması için tehdit edici, korkuya dayalı bir dil kullanabilir.
Sorunları aklı başında bir insan gibi çözmede başarısızdır. Çünkü başkalarının duygularını veya düşüncelerini dikkate almaz, umursamaz.
Kendi yanlışlarıyla yüzleştirildiğinde inkâr eder, saldırganlaşır.
Her insan zaman zaman toksik davranışlar gösterebilir, ancak buradaki anahtar unsur, diğer kişinin kederine, acısına veya rahatsızlığına neden olduğunun bilinciyle bu davranışların sürdürülmesidir.
Aşırı duyarlı bir kişinin toksik bir kişiyle aile, sevgili, eş ya da yakın arkadaş gibi samimi bir ilişkiyi paylaşması, çok toksik bir ilişki dinamiğe neden olabilir.

Toksik insanlar, isteklerini sorgusuz sualsiz yerine getirdiğiniz sürece mutlu olurlar ama dik durmaya ve hayır demeye başladığınızda öfkelenir, yeni kafa oyunlarına ve duygusal şantaja başvururlar.
Kendi gerçeğinizi keşfetme ve onların egemenliğinden kurtulma kararınızın çoğu zaman bencil olmakla suçlamanıza neden olduğunu hayretle fark edersiniz.

Kendi yaşamınızı gözden geçirin!
Aşırı duyarlı bir insansanız ve ilişkinizde kendinizi kötü hissediyorsanız, yalnız değilsiniz!
Endişe, panik atak, depresyon ya da migren, hipertansiyon, fibromiyalji, İBS gibi psikolojik kökenli bedensel hastalıklar için ilaçlarla tedavi olmaya çalışan sayısız insanın aslında sizin gibi toksik ilişkiler sonucu hastalandığını ama bu gerçeğin nadiren dikkate alındığını bilmenizi isterim.

Unutmayın!
Otantik, anlamlı ve sağlıklı bir hayat yaşamak istiyorsanız, başkalarını hayal kırıklığına uğratabileceğinizi, üzebileceğinizi ve bazı insanların sizi sevmeyeceğini kabul etmek zorundasınız.
Bunlar elbette aşırı duyarlı bir insanı çok zorlayacak gerçeklerdir.
Ama yaşamınızın kendi isteklerinizi, değerlerinizi ve ihtiyaçlarınızı yansıtmasını istiyorsanız, bu gerçekleri kabul etmekten başka çareniz yoktur!

DR Şafak N.

Kör

Kör bir adam, bir bahar günü, şehrin manzarasının en güzel göründüğü yerlerden birinde dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibinde duran tabelanın üzerinde “Doğuştan kör” yazılıymış.

İnsanlar umursamaksızın dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir reklamcı bu durumu görmüş ve tabelayı alarak arkasına bir şeyler yazmış, ol​duğu yere tekrar bırakmış. Daha sonra, oradan gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, dilencinin önündeki kutuya para atmaya başlamış. Onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede parayla dolup taşmasına bir cümle yetmiş. Şöyle yazıyormuş tabelada:

“Güzel bir bahar günü… Ama ben baharı görmüyo​rum…”

Bahar geliyor ve şükretmek için çok sebebimiz var dostlarım BF89FBB8-A2CE-4C04-BCF9-F87B5CE162F9