Simyacı ‘dan2EDF780F-D09F-4E03-AFB8-E67EC3BAEA58

Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı…

Bulduğu hiçbir yanıt ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş.. Ama aldığı yanıtlar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir yanıtı olmalı diyormuş.. Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş..

Köy, kasaba, ülke dolaşmış, bu arada zaman da durmuyor tabii ki …

Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona:

-Şu karşı ki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar istersen ona git belki o sana aradığın yanıtı verebilir, demişler.

Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş ..

Bilge “sana bunun yanıtını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor” demiş. Adam kabul etmiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş.

Şimdi çık ve bahçede bir tur at, tekrar buraya gel … Yalnız dikkat et, kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin, eğer bir damla eksilirse kaybedersin..

Adam, gözü çay kaşığında, bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış evet demiş “kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı?”

Adam şaşkın…

Ama demiş ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki …

Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun, kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demiş Bilge…

Adam tekrar bahçeye çıkmış, gördüğü güzelliklerle büyülenmiş, muhteşem bir bahçedeymiş çünkü… Geri geldiğinde bilge, adama “bahçe nasıldı” diye sormuş… Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış. Bilge gülümsemiş “ama kaşıkta hiç yağ kalmamış” demiş ve eklemiş:

– Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Ya sadece bir noktayı görürsün, hayatın akıp gider, sen farkına varmazsın… Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın, akıp giden zamanın anlam kazanır…

 

‘Sevgiyle, nefesle düşle kendi mucizeni’

0884BE72-6CFC-47E4-A0BF-63865E348D83.jpeg

“Hepimizin içinde, ortaya çıkmak için belirli koşulları bekleyen gizlenmiş mucizeler vardır” der Charles Dickens.

Mucize saydıklarımız, bazen hiç ummadığımız anda girer yaşamımıza. Üstelikte tesadüf olamayacak kadar özel ve sıradışı bir gerçeklikle.

Hayat baktığımızda zaten tesadüflere yer bırakmayacak kadar muhteşem bir organizma değil midir. Mucize ya da kabus saydıklarımız, niyet ya düşlerimize, hislerimizin, zihnimizin oluşturduklarına karşılık gelen geri bildirimlerdir biraz da.

Asıl ve en büyük mucizenin ise kendimiz olduğumuzu hatırlamalıyız. Milyonlarca hücre arasından zaferlenerek yaşamda nefesle var oluşumuzu başka nasıl açıklayabiliriz ki.

Bireysel uyanışın temeli belki de hepimize doğuştan bahşedilen tüm yaşamsal mucizeleri hatırlamaktan ve öz kabulden geçiyordur.

Sevgi, niyet, iradenin, özümüzde olduğunu bilmek minnetin kimyasıyla yeni mucizeleri kucaklayacak anların da farkındalık bilincini taşıyacaktır bizlere ve bütünlüğe… Şifa ile…

Evren’den ✍🏻

Art: Duy Huynh
#sevgi #mucize #nefes #umut #farkındalık #şifa 

Çocuklara zorlandıkları şeyleri nasıl öğretebiliriz?

Çocuklara zorlandıkları şeyleri nasıl öğreteceğimizi hiç düşündünüz mü? Korkuyla nasıl savaşacaklarını, nasıl cesur olacaklarını ve nasıl zorlukların üstesinden geleceklerini? İşte size başlangıç için birkaç ipucu.

Hayat bir sürü zorlukla dolu. Hatta dopdolu. Yürümeyi öğrenmek çok çetindir. Büyümek çetrefillidir. Anneliği içine sindirmek zordur. Zor. Zor. Zor. Öyleyse neden zorluklar karşısında ezilmemeleri için çocuklarımızı daha iyi hazırlamıyoruz? Önlerinde duranın ötesindeki doğruları görmeleri için neden onlara birer “göz” vermeye çalışmıyoruz, bilinçli olarak eğitmiyoruz, zorluklarla baş etmeleri için gerekli donanımı onlara sağlamıyoruz?

İşte, zor işler becerebilen ve zorlukların hakkından gelebilen çocuklar yetiştirme konusunda dikkat edilmesi önerilenler:

Yenilmelerine izin verin

koşulsuz sevildiklerini , değerlerinin performansa dayalı olmadığını bilmeliler .Yara bandı ve buz torbası tedarikçisi bir anne için bunu yapmak zor olabilir. Ama bu onlara uzun vadede faydalı olmuyor!

Acımasız bir iş ortamı ya da lise sınıfı, bu tür hayat derslerini ilk kez öğrenmeleri için hiç de uygun yerler değiller. Çocuklarımıza kasıtlı olarak her şeyi batırabilecekleri, kırıp dökebilecekleri, bunların sonuçlarını ve affetmeyi öğrenebilecekleri ve her ne olursa olsun ayağa kalkıp devam edebilecekleri güvenli bir ortam sağlamalıyız.

Onları donanımlı hale getirin

Çocukları zorlandıkları bir anda izlemek, nasıl daha iyi tepki verebileceklerini öğretmek için harika fırsatlar sunar.
Öğrendiğim bir şey varsa o da, her ne kadar başkasına mantık dışı, beklenmedik ya da saçma görünse de, korkunun gerçek olduğudur.
Hepimiz başka başka şeylerden korkarız ama korkunun tam ortasındayken, o sizin için gerçek olur. Başkalarının korkularını küçümsemek hiçbir işe yaramaz.

Doğruyu söyleyin

Onlara yeni alışkanlıklar kazandırmaya çalışırken ve bu konuda şikayetler havada uçuşuyorken bazı şeylerin zor olduğunu söylemekten kaçınmayın. Yüzme öğrenmek zordur. Evi derli toplu tutmak zordur. Ama bunun böyle olması, yapmayacağımız anlamına gelmez.

Çocuklar büyüdükçe onlarla hayatın zorlukları hakkında daha çok konuşur olduk, çünkü hiçbir zorluk sihirli bir değnekle kaybolmayacaktı.
Çocuklarınızla bunları konuşacağınız çokça fırsat var. Zor bir gün geçiriyor gibi görünen huysuz bir kasiyer hakkında konuşun.
Baretinin içindeki başı terden ıpıslak olmuş inşaat işçisi hakkında konuşun. Çocuklara gerçeklerden bahsetmek, toz pembe bir dünya resmetmek yerine, bu zorlukların hayatın bir parçası ve kaçamayacağımız şeyler olduğunu anlamalarını sağlamak demektir.

Zorlanacakları işler yapmaya alıştırın

Çocuklarınıza kasıtlı olarak, zorlanacakları işler yaptırmayı, sebat etmeyi öğrenmeleri için isteklerini ertelemeye alıştırmayı hiç düşündünüz mü? Çocuklarınızın sadık ve azimli olmalarına yardımcı olmak için bunu düşünebilirsiniz.

Çocuklarınızın konfor alanları dışında da konuşmalar yapmalarına ya da kötü bile hissettirse özür dilemeleri konusunda yardımcı olun.
Onlara başkalarına hizmet etmenin ya da kendini feda etmenin ne demek olduğunu gösterin.
Bunlar birçok çocuk ya da yetişkin için kendiliğinden ortaya çıkmaz.
Bu yolları bilinçli olarak döşeyin, bu konularda alıştırma yapabilecekleri fırsatlar ve yeni ortamlar sağlayın.
Sizin de aynı şekilde davrandığınızı gösterin.

Elbette zor konuları evde de çalışabilirsiniz.
Ancak çocukların ev işlerini yapmalarına izin vermek onları büyütür ve karakterlerini şekillendirir. Onlara kıyafetlerini katlatın, çiçekleri sulatın, mutfağı toplamayı öğretin, merdivenleri yıkatın, camları sildirin. Elbette bu görevler yaşlarına uygun olmalı. Bunların hepsi çaba ve sizin gözetiminizi gerektiriyor ancak çocuklar zor işler yapmanın değerini zamanla öğrenmeye başlayacaklardır.

Peşini bırakmayın

Disiplinli olmak gibi, bir işin peşini bırakmamak da kritik bir noktadır.
“”Lütfen gün içinde ona hatırlatma yapma,” 😃

Hatırlatma yok. Bunun bir anneyi ne hale getirebileceğini düşünebiliyor musunuz?

9:00: İşler yapılmamıştı.

11:00: İşler yapılmamıştı. Ağzınızı sıkı tutmak için sinirden yeni tikler geliştirmiştirebilirsiniz.

Bu ebeveynlik hali, bu çocuk yetiştirme şekli gerçekten zordur, emek ister.

Bu çocukları deliler gibi seviyoruz ve siz de aynen benim gibiyseniz, onları takıldıkları kancadan kolayca kurtarıvermek eğilimindesinizdir.

Ama bu cesur bir ebeveynlik değil. Cesur ebeveynlik, tam da çocuklarımıza öğretmeye çalıştığımız şeyi gerektirir:
Sadece elimizdekilere bakarak kararlar almak yerine, akıl süzgecinden geçirdikten sonra karar almayı gerektirir.
Ancak o zaman sorumluluk sahibi ve becerikli yetişkinler yetiştirebiliriz.CC456609-0E03-4602-B2F0-CE8B3FA66FCC

Gevher Nesibe‘nin aŞk ‘I

807 YILLIK BİR AŞK HİKAYESİ65F80C3A-9237-4A44-B593-4805093EB690u
Gevher Nesibe Selçuklu Hükümdarlarından II.Kılıçaslan’ın kızıdır.
Selçuklu soyundan gelen kara kaşlı, kara gözlü, kara saçlı, ak yüzlü Türk kızı, Selçuklu ordusunun komutanlarından bir sipahiye gönlünü kaptırır. Lakin, Nesibe’nin ağabeyi 1. Gıyaseddin Keyhüsrev bu aşka karşı çıkmıştır. Sipahiyi, Kayseri’den uzak tutmanın yollarını arar ve onu muharebeden muharebeye gönderir. Nihayet böyle kanlı savaşların birinde sipahi şehit olur.
Bunu öğrenen Nesibe Hatun, üzüntüsünden vereme yakalanır ve hasta yatağına mahkum olur. Kız kardeşinin derdine doktorların çare bulamadığını öğrenen Gıyaseddin, onu ölüm döşeğinde ziyaret eder. Artık ne söylese bir anlamı yoktur. Ondan son dileğinin ne olduğunu sorar.
Gevher Nesibe:
– Benim derdimin çaresi yok, ben son yolculuğuma çıkıyorum. Benim mal varlığımla benim adıma bir şifahane (hastane) yaptırır mısın? Der.
Gıyaseddin, derin acılar içinde bu sözleri dinler, ona söz verir ve kardeşinin ölümünü çaresizce seyreder. Onun bu dileğini gerçekleştirmek için canla başla çalışmaya başlar. 1204 yılında hastanenin yapımına başlanır ve iki yılda bitirilir. Gıyaseddin, kız kardeşinin türbesini de hastanenin içine inşa ettirir. Gıyaseddin’den sonra Gevher Nesibe’nin diğer kardeşi İzzeddin de hastanenin doğusuna bir tıp okulu yaptırır. Bu okulun yapımına, 1210 yılında başlanmış ve dört yılda tamamlanmıştır. Ve dile kolay, bu hastane ve okul 1890 yılına kadar kullanılmış ve insanların dertlerine deva olmuş. Hatta burada akıl hastalarını müzikle tedavi eden ya da ruhlarına dinginlik veren hekimler görev yapmışlar.
Bu güzel Selçuklu kızının acıklı hikayesi, böyle bir muhteşem bir binanın yapılmasına vesile olurken Kayseri şehri de bugün Tıp Tarihi Müzesi olarak kullanılan büyük bir Selçuklu eserine kavuşmuştur.
1206 yılında tamamlanan hastanenin bu yıl yapılışının 807. yılıdır. Düşünebiliyor musunuz, tam 807 yıl öncedir bu anlatılan şeyler. Öyleyse bu 807 yıllık hikayeyi, Gevher Nesibe’nin aşkını herkes öğrenmelidir. Öğrensinler ki aşkın nelere kadir olduğunu anlasınlar.

Gelecekteki Kendime Mektup

Bu mektubu gelecekteki halime yazıyorum çünkü bu anıların zamanla silinip gitmesini istemiyorum. Çok fazla şey deneyimlediği zaman gelecekteki halimin durmasını ve bu mektubu alıp düşünmesini istiyorum. Nereden geldiğimizi ve kim olduğumuzu bilmezsek nasıl olmak istediğimiz yere gideriz?

Gelecekteki halimin durup derin bir nefes almasını ve düşünmesini istiyorum…

Gelecekteki bana mektup: unutmanı istemiyorum…

Sevgili kendim, seni bugün mutlu eden şeyleri unutmanı istemiyorum. Bu yüzden sana yazıyorum. Bu mektup sana yol göstersin ve her gece yatağa gülümseyerek gir. Hem sahip olduğun dostların hem de yaptığın iş ya da sosyal hayatın sayesinde. Belki isteklerin için hep savaşmak zorunda olacaksın ama hobilerin seni mutlu edecek. Umarım hiçbir zaman onlardan vazgeçmezsin. Ya da vazgeçersen umarım bu daha iyilerini edindiğin için olur.

Bu mektubu okuduğun zaman seni güzel bir anı yolculuğuna çıkaracağından eminim. Buna tutun. Geçen yılların duygularını değiştirmesine veya yüzünden bunları silmesine izin verme. Sevgili gelecekteki ben, zorluklara diren ve kendini kaybetme.

Gelecekteki ben, sana bu mektupta hayallerimi ve her sabah beni uyandıran şeyleri anlatmak istiyorum. Bunu okurken onlara ulaşabilmiş misin göreceksin. Ulaşmadıysan akıllı ol ve elde etmek için çalışmaya devam et. Bu yolda öğrendiklerini koru ve ders al. Başarılı olamasan bile her deneyimin sana bir şeyler katıp yeni fırsatlar açtığını unutma

Sevgili kendim…

Bugün beni mutlu eden şeyleri unutmak istemiyorum, senin de öyle. Bu mektup hatırlatıcı olsun. Sana bu sözleri mutlu bir anda yazıyorum, sanma ki sadece melankoli bana ilham verir. Her ne yapıyorsak istek ve iradeyle yap, yolundan şaşma, hor görme. Kararlı ol ve devam et. Ve unutma, ufukta gördüğün bulutların çoğu aslında o kadar karanlık değil.

Bu mektupta yaşadığın maceralı, gururlandığın şeyleri göreceksin. Her şeyden önemlisi seni özel ve farklı yapanın ne olduğunu. Sen özelsin ve öyle kalmanı istiyorum. Şu an gülmüyorsan dur ve düşün, olmak istediğin yerde misin ve nereye gidiyorsun. İçindeki kızı zapt ederek büyüme. Bu mektubu ona da yazıyorum.

Gelecekteki ben…

Gelecekteki ben köklerini unutmanı istemiyorum. Bu yüzden sana yazıyorum. Nereden geldiğini hep hatırla. Bu yolculukta senle birlikte olanlardan memnun olmak yetmez, onları da memnun et. Bağlantının koptuğu biri varsa ve özlüyorsan ara onu, o da senin bir parçan. Hayattaki anılarının parçası olduğu için ona teşekkür et ve gülümse.

Bu mektupta gelecekteki halim, tüm arzu ve umutlarım canlıdır. Hala öğrenmeye devam ediyorum. Bunların yol boyunca kaybolmasını istemiyorum. Rüzgarın kaderini öylece savurmasına izin verme.

Umarım gelecekteki ben, bu yolda kendini kaybetmeden sağlam şekilde ilerlersin. Kendime başka bir mektup daha yazmak istiyorum. Gerçekten her şeye değecek hayaller olduğunu göstermek için. Ne olursa olsun yaşa!

aklinizikesfedin.com

Travma

Bazı insanların yaşamları, öykü gibi akıp gidiyor; benimkinde ise bir sürü duraklamalar ve başlangıçlar var. İşte travmanın yaptığı şey bu. Akışı bölüyor…Sadece olup bitiyor ve ardından yaşam devam ediyor. Kimse sizi buna hazırlamıyor.

Jessica Stern, Denial : A Memoir of Terror

Çocukluk Çağı Uyku Bozuklukları

7FDCC74B-6286-4AB1-A1C6-3FCE12F25784

Gece terörü ve kabus şeklinde görülür.

Gece terörü uykunun nonREM döneminde görülür. Yattiktan ilk 2 saat içinde görülür derin uyku döneminde görülür. Kabus sabaha karşı görülür. Uykunun REM safhasında görülür. Çocuk gördüğü kabusu hatırlar. Kabus gören çocuk sakinleştirilir. Onunla konuşulur ve rahatlaması sağlanır. Kabus gören çocuktan rüyasını anlatması istenebilir. Eğer korktuğu bir obje varsa Örneğin bir canavar gibi , canavar diye birsey yok korkma dememelisin. Seni anlıyorum , çok korkmuşsun ama ben burda yanındayım, güvendesin deyip güven verilmelidir. Böyle durumlarda onu iyi hisssetirecek bir oyuncağını verip onunla birlikte uyuması sağlanabilir.

Gece teröründe ise çocuk olayı ertesi sabah hatırlamaz, çünükü o sırada rüya görüyordur. Bunu ona söylemek endişesini arrtıracaği için söylenmemesi uygundur.

Gece terörü nedir?

sıklıkla çocukluk döneminde en sık 3 -7 yaşları arasında görülmektedir. Ergenlik dönemi girildiğinde çoğunlukla kendiliğinden düzelir..Sıklığı çocukluk çağında %1-5 tir. Gece teröröünde genetik faktörler etkilidir, birinci dereceden akrabalar arasında görülme sıklığı 10 kat fazladır. Yaklaşık 5 dakika sürebilir bazen bu süre 15 dakikayı bulabilir.

Gece terörü sıklıkla uykunun ilk 2 saatlik döneminde görülür. Çocuk korkuyla bağırarak uyanır. Bazen çığlık atabilir. Yatağında oturabilir, bağırabilir, garip sesler çıkartabilir, ani hareketler yapabilir. Bazen evin içinde şuursuzca koşabilir.Çocukta genel bir korku hali vardır. Sıklıkla kalp hızında artış, terleme, göz bebeklerinde büyüme gibi bulgular görülebilir. Bu sırada çocuk etrafındakileri tanımaz, gözleri açık olsa da aslında uyku halindedir.. Bu durumdaki çocuğu kesinlikle uyandırmamak gerekir. Sadece kendine zarar vermemesi için güvenlik önlemleri alınmalıdır. Odasında ve evin içinde çocuğa zarar verebilecek eşyalar bulundurulmamalıdır. Atak sırasında çocuk hafifçe kucaklanabilir ama sıkıca sarılmamalıdır. Çocuğun hafifçe başı okşanarak rahatlatılabilir.. Yaklaşık 5 dakika sonra bu tablo bitecek ve çocuk hiç birsey olmamış gibi uymaya devam edecektir. Zaten bu atak sırasında da uykudadır aslında.

Sıklıkla sabah uyandığında gece yaşadığı bu durumu hatırlayamaz. Bu atak hakkında sabah çocukla konuşmak onun anksiyetini , endişesini artırır, bu yüzden hiç bahsetmemek daha iyidir.

Yaşla birlikte görülme sıklığı azalır ve ergenlikle kendiliğinden kaybolur.

Aşırı yorgunluk, stres, ateş, uykusuzluk gibi faktörler gece terörünü tetikleyebilir. Anneyle güvenli bağlanma sorunu olan çocuklarda sık görülür. Çocuğu gün içerisinde aşırı bedensel yorgunluktan korumak ve öğlen uykuları faydalı olabilir.

Gece terörü çocuğun nonREM uykusundan REM uykusuna geçişi sırasında görülür. Her zaman aynı saatlerde oluşan düzenli ataklarda çocuğu atak saatinden 15 dakika öne uyandırmak atak oluşmasını önleyebilir.

Düzelmeyen ve 2-3 aydan uzun süre devam eden durumlarda çocuk psikiyatri ya da çocuk noroloji uzmanına danışılması gerekir..