Şikayet etmek

ŞİKAYET ETMEK ZİHİN ELEKTRİĞİNİZİ NASIL NEGATİFE DÖNÜŞTÜRÜYORE2CF0A5A-6B71-4EE3-9370-B0A194141D9F.png

Psikoloji Profesörü Robin Kowalski şikayet eden insanların üç türü olduğuna inanıyor.

1-Açıkça dile getirenler: Bunlar kendilerine yardımcı olacak hiçbir çözümle ilgilenmeyen tatminsiz insanlardır.
2-Sempati Arayanlar: Onlar başlarına gelenlerin herkesten daha kötü olduğuna inanırlar ve diğerlerinin kendilerini rahatlatmalarını beklerler.
3-Kronik Şikayetçiler: Bu tür insanlar sürekli bir şikayet halinde yaşarlar. Aynı şey hakkında tekrar tekrar şikayet eder dururlar.
Her şikayet edişimizde beynimizdeki binlerce nöron tetikleniyor ve bir sinir ağı oluşturuyorlar.
O durumda da zihnimiz günlük hayata tepki vermede bu sinir ağını izlemeyi seçiyor.
Kendimizi şikayet ederken yakalamak önemlidir, ama kendinize bu yüzden eziyet etmeyin.
Daha çok şükür dolu olmaya gayret edin, herhangi bir şey için şükredebilirsiniz.
Bu bilgiyi, şikayet etmek yerine güzel duygular ağı kurmak için kullanın.
Ve daha mutlu bir hayata adım atın.

Yaşamak

Hep “kırk yaş önemli” derlerdi…
Meğerse yanlış biliyorlarmış…
Elli yaşından sonrası daha önemliymiş…
Hayat kısaldıkça anlamı nasıl da değişiyor…
Ellisinden sonra baktığın her şeyi görüyor, dinlediğin her şeyi anlıyorsun…
Aşk bile başkalaşıyor…
Maddeden ruha geçildiği bir dönem başlıyor…
Aldığın her nefesin anlamını biliyor,içtiğin her yudumun tadını çıkarıyorsun…
Aşka koşar adımlarla değil,yavaşça vals yapar gibi yavaşça, bir kuş tüyünün havada uçuşu gibi narin, sessiz ama bir o kadar güzel süzüle süzüle…
Aşk da, âşık da yavaşça süzülüyor gönül kapından içeriye…
Yüreğinin ateşini usul usul yakıyor aşk…
Saman alevi gibi çabuk yanan, sönen değil kömür alevi gibi olmalı diyorsun…
Çünkü zamanı yok aşkın …
Yeniden yaşanacak bir sonraki aşklara…
Bir daha kırılmak ürkütüyor, bir daha terk edilmek korkutuyor seni.
Aşkı şişeden içmiyorsun, kadehten yudum yudum içmek istiyorsun şöyle keyfini çıkara çıkara…
Beklentin, “Nasıl daha çok gezeriz?”
Değil de…
“Birlikte daha çok nasıl vakit geçiririz?”
Oluyor…
Birlikte dansa gitmek yerine, birlikte yürümek daha güzelleştiyor ilişkini…
Bir filmi izlemek, hiç konuşmadan birlikte bir yeşil ormanı, mavi denizi izlerken…
Daha çok susarken aslında daha çok konuşuyorsun sessizce…
Gözlerine derin derin bakmak, dudaklarını öpmek kadar haz veriyor…
Saatlerce sevişmek değil, saatlerce başını omzuna yaslayarak yan yana uzanmak yetiyor…
Pahalı hediyeler yerine o gün aranmak daha çok mutlu ediyor, hele bir de “Eve gidince beni ara” diyorsa işte bu her söylenen sevgi sözüne bedel oluyor…
Bu saatten sonra dostlarının sayısı azalıyor…
Yarın için kurduğun büyük hayallerinin yerini geçmişte yaptığın başarılarını anımsamak varsa çocuklarına anlatacak hikâyelerin yer alıyor….
Hayat uzun bir yol olsa da ellisinden sonra para değil, sağlık ve huzur için dua ediliyor…

Kısaca ben kırkından değil, ellisinden sonra hayatın anlamını buldum…
Elli yaşımı çok sevdim….
Kırmıyorum, kırılmıyorum da; üzülmüyorum, üzmüyorum da. Bir zamanlar değer verdiğim birçok şey değerini kaybetti…
Kısaca ben ellili yaşlarımı gönlümce sevgiyle yaşıyor, yaşatıyorum…
Neden, niçin, nasıl diye sormuyorum?
Olması gerektiği kadarım, olduğum kadarım.
Sevgiyle yaşamı kucaklarken, en çok sevgiyi, sevmeyi, sevilmeyi seçiyorum.

Şu dünya bir dağ gibidir,ona nasıl seslenirsen oda sana sesleri öyle aksettirir.Kaç yaşında olursak olalım,herşeye rağmen insan kendini yeniliyor.her an her nefeste yenilenmeli .Kendini ancak bir başka insanın aynasından tam olarak görebilirsin.Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık.Her an her nefeste yenilenmeli.

Güneşin kızı ☀️F045AC82-C902-49F9-B71D-261356925686.jpeg

Başınızı Güneşe çevirin

Büyük İskenderin babası Philip İskenderi hiç sevmezmiş. Hatta bir ara annesi ve iskenderi sürgüne yollamış, sonra affetmiş..Yine de İskendere olan soğukluğu değişmemiş.
Günün birinde Philip’e simsiyah yelesi rüzgar, gözleri yıldız,toynakları mermerden bir at getirmişler. Getirmişler ama, dizginlemek ne mümkün.4 kişi atı zaptedemiyormuş..Hele üstüne binmek… Allah muhafaza..deneyen 3 kişiyi üstünden atmış..
Atın azgınlığını gören Philip tereddüt etmiş..kral olarak hediye ata binmesi gerekir ama at üstünden atabilir..belini kırabilir..
Philip şöyle dönmüş, sürgünle kurtulamadığı oğlu İskendere, ”atı İskendere veriyorum” demiş.Amacı, İskenderin ata bineyim derken düşüp belini kırması hatta ölmesi..
İskender ata yaklaşmış,dört görevli zor zaptederken kolanı tutmuş,atı şöyle bir çevirmiş,yaklaşmış,burnunu sevdikten sonra ata binmiş..dört nala sürmüş…
Gelince arkadaşları sormuşlar: nasıl bindin bu deli ata ?
İskenderin cevabı : At gölgesinden korkuyordu, başını güneşe çevirdim…
Sizler de gölgenizden korkmayın, çevirin başınızı güneşe, başaramayacağınız hiçbir şey yok, bilin….

Arkeoloji dünyası sayfasından alıntıdır8BCB45A2-950F-447B-9C29-B25B15897B28

Önemli olan kendini ifade etmektir

-Chen! Nereye gidiyorsun?
-Artık buraları terk ediyorum, Usta!
-Neden?
-Çünkü burada bana uyan, eşlik eden, beni anlayan insanlar kalmadı. Bundan dolayı çok mutsuzum!
-Peki gittiğin yerde o dediklerini yapacak kişileri bulabilecek misin?
-Kesin vardır! Ve ben de orada artık rahat, huzurlu bir yaşam sürdüreceğim.
– Dinle Chen! İnsanlar seni anlamak, sana uymak, sana eşlik etmek zorunda değil. Sadece sen öyle olmalarını istiyorsun.
Bak şu ağaçlara: Elma, çınar, ayva, çam, köknar.. Hepsi farklı farklı…
Üstelik bir yerlere gitme şansları da yok! Ve birbirlerinden beklentileri de! Ama görmüyor musun? Hepsi kendi rengini, meyvesini veriyor. Güneşlerini, yağmuru, rüzgarı kendi kendilerine almanın yollarını arıyorlar.
Elma için kimse çınara ya da çam ağacına uzanmıyor. Herkes ağacın verdiğine göre davranıyor. Önemli olan bir yere gitmek değildir, Chen!
Önemli olan kendini ifade etmektir. Sen ne vermek, neyle onurlanmak, neyle anılmak istersen; insanlar da sana öyle davranır. Önemli olan şey; sen ne tür bir ağaçsın ve ne tür meyveler veriyorsun. Bütün iş senin düşüncelerinde Chen! Vermeyi becerebildikten sonra almasını bilen çok olur. Yeter ki sen ne verebileceğini ve ne tür bir ağaç olacağına karar ver!

CDBA8574-DA77-4513-8890-114D4CA0AE17

50 yaş

 

Sevginin tüm yaşamın anlamı olduğunu, insanı üzmenin günahla eşdeğer olduğunu, yaşamın çok değerli olduğunu anlaşıldığı yaş.
İlk yirmi yılı hiç bir şey anlamadan aileye topluma kendini kanıtlamakla,
İkinci yirmi yılı iş güç çoluk çocuk aile içi çatışmalarını idare etmekle,
On yılı ise artık olgunlaşmak ve sevginin; salt sevginin değerli olduğunu anlamakla geçer.

Elli yaşındaki insan artık önünde tüm gücüyle yararlı olabileceği en çok on ya da yirmi yılı olduğunu çok iyi bilir.

Ve arkasını dönüp baktığında geçen elli yılın hızından ödü kopar.
Önünde kalan yirmi yılında bu hızla geçeceğini çok iyi bildiğinden sevginin önemini anlar.

Mutlu olmanın, mutluluk vermenin yaşamın gerçek yüzü olduğunu; gerisinin hikaye olduğunun farkına varır. Ve yaşamında sevgiden başkasına yer vermez.

Kısacası elli yaşında olmak; mutluluğa açılan kapının keşfedilmesidir.

7D5A80E7-6190-4199-B4A5-5F7AB3B80973SEVGİLER

Çocuklarla uçak yolculuğu

F4217F8C-9F97-4131-B8CE-B2F8B10CD42B

Bebek ve çocuklarla uçak yolculuğu tüm anne ve babaları tedirgin eden bir konudur. İki haftalıktan itibaren küçük bebekler hiçbir sakınca olmaksızın uçakla yolculuk edebilirler. Prematüre bebekler için ise doktordan danışmalık alınmalıdır. Aktif enfeksiyonu olan çocukların hem kendileri için hem de diğer yolculara da enfeksiyonu bulaştırabilecekleri için çok zorunlu olmadıkça iyileşene kadar seyahat etmemesi daha uygundur.

Uçaktaki basınç değişiklikleri bebek ve çocukları büyüklerden daha çok etkiler. Kulak ağrısına yol açarak bebek ve çocuğun huysuzlaşmasına ve ağlamasına neden olur. O nedenle uçağa binmeden önce serum fizyolojik ile burun içi temizlenerek tıkanıklık giderilmeli, kulak zarına olan basıncı azaltmak ve dengelemek için kalkış ve iniş anında bebekler emzirilmeli yada emzik veya biberon verilmeli, daha büyük çocuklara meyve suyu içirilmeli veya sakız çiğnetilmelidir.

İki yaşından büyük çocuklara yolculuktan bir-iki hafta önce başlanarak yolculuk hakkında bilgi verilmeli, binişten inişe kadar geçen aşamalar defalarca anlatılarak çocuk yolculuğa hazırlanmalıdır. Bebeğinize evini hatırlatılacak bir eşyayı(battaniye gibi) da yanınıza alabilirsiniz.

Uzun yolculuklarda küçük çocukların huysuzlaşmasını önlemek için doktorunun önereceği hafif bir sakinleştirici ve ağrı giderici verilebilir. Uçuş öncesinde ve uçuş sırasında yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır. Uzun yolculuklarda yüzüne nemlendirici bir krem de sürebilirsiniz.