‘Sevgiyle, nefesle düşle kendi mucizeni’

0884BE72-6CFC-47E4-A0BF-63865E348D83.jpeg

“Hepimizin içinde, ortaya çıkmak için belirli koşulları bekleyen gizlenmiş mucizeler vardır” der Charles Dickens.

Mucize saydıklarımız, bazen hiç ummadığımız anda girer yaşamımıza. Üstelikte tesadüf olamayacak kadar özel ve sıradışı bir gerçeklikle.

Hayat baktığımızda zaten tesadüflere yer bırakmayacak kadar muhteşem bir organizma değil midir. Mucize ya da kabus saydıklarımız, niyet ya düşlerimize, hislerimizin, zihnimizin oluşturduklarına karşılık gelen geri bildirimlerdir biraz da.

Asıl ve en büyük mucizenin ise kendimiz olduğumuzu hatırlamalıyız. Milyonlarca hücre arasından zaferlenerek yaşamda nefesle var oluşumuzu başka nasıl açıklayabiliriz ki.

Bireysel uyanışın temeli belki de hepimize doğuştan bahşedilen tüm yaşamsal mucizeleri hatırlamaktan ve öz kabulden geçiyordur.

Sevgi, niyet, iradenin, özümüzde olduğunu bilmek minnetin kimyasıyla yeni mucizeleri kucaklayacak anların da farkındalık bilincini taşıyacaktır bizlere ve bütünlüğe… Şifa ile…

Evren’den ✍🏻

Art: Duy Huynh
#sevgi #mucize #nefes #umut #farkındalık #şifa 

Seni seviyorum

“Sadece içimdeki çocuğun sesini dinlediğim zamanlar kendimi yaratıcı ve eşsiz hissediyorum.” Alice Miller


Yetişkin kimliğimize, yaşam enerjisi, yaratıcılık, renk, heyecan, merak, neşe, koşulsuz sevgi ve coşku duygusunu aşılayan o temel titreşimin kaynağı ‘içimizdeki çocuk’tur.

Ancak ve ancak o öz titreşimin kaynağı olan sevgi varlığını hissettiğimizde eksik ve sahte ben’liğimizden soyunarak, öz bütünlüğümüzü ve masumiyetimizi kucaklamış oluruz.

Mutluluğu dışarda bulacağımızı sanarak attığımız tüm büyük adımların yerine bir minik adım atalım bu kez kendimize, içimizdeki çocuğun iyileştirici sevgisine, ufacık tefecik ama içi dolu güçlü sevgicik…

İçinizde gülümseyin!
Onun varlığını bildiğinizi, onu beklediğinizi, onu kucaklamaya hazır olduğunuzu, samimiyetle hissettirin ve bu küçük dört sihirli cümleyi söyleyin ‘şimdi’!

Seni seviyorum,
Özür dilerim,
Lütfen beni affet,
Teşekkür ederim…

Evren’den ✍🏻

A3D58FF1-6434-4F32-BAD9-F57813384E7C

#İçselçocuk #Şifa #Neşe #Bütünlük #Umut

Kendimizle Barışık olmak

Kendimizle barışık değiliz!

Bedenimizi ve duygularımızı iyileştirmek bize zor geliyor. Acımız bize ağır geldiği için korkuyor ve sürekli kendimizden kaçıyoruz.

Bu, içinde yaşadığımız toplumun en tanımlayıcı özelliklerinden biri. Fakat kendimizden kaçtığımız sürece içimizdeki acıyı nasıl iyileştireceğiz?

Kendimize iyi bakmazsak en sevdiklerimize nasıl iyi bakacağız? Tabiat Ana’ya nasıl iyi bakacağız?

Tabiat Ana’nın bizi besleme ve iyileştirme kuvveti var ama biz ondan kaçıyoruz, hatta bununla da kalmıyor ona zarar veriyor, onu yok ediyoruz.

Teknoloji ise kendimizden, ailemizden ve doğadan kaçmak konusunda daha da ustalaşmamıza izin veriyor.

Bir devrime ihtiyacımız var!
Nazik bir devrime,
Bir uyanışa…

B6471829-B7B0-4EC0-A6F0-23376F294DFF
Bilincimizde bireysel bir uyanış başladığında, ailemizde ve toplumumuzda da sevgi dolu bir farkındalıkla radikal bir değişim yaşanacaktır.”

Master T. Nhat Hanh

#Neşe #Umut #Farkındalık #Uyanış

Bir Peruk Hikayesi

Dönüşümün ilk izleriyle, Bir PERUK hikayesi,

B7BA8A66-D3CF-4DC8-8394-FD749666FB68
Bir peruk üzerine hikaye mi olur diyeceksiniz. Oluyor’muş.

Peruk deyip geçmemek lazım’ mış her teline takılmış bir hikaye varsa. Kendi saçlarının bir dönem yerini aldıysa o tak çıkar saçlar…

Zamanında yüzüme taktığım o kocaman gülümsemeyi hatırladım. Kabullenişin, mutlu olmanın çabası o gülümseme.

-Yaşayanların anlayacağı türden-

O Peruk.

2D198C40-3FB1-4BC3-834A-B8D73A4B06B3
Bir  dönüşümün belki de dışa yansıyan ilk izleriydi… Bir savaş boyası sürerek mücadeleye giren eski kızılderili kabileler geldi yazarken aklıma. Yüzlerine sürdükleri boyalardan anlardınız bir mücadelenin izlerini. Belki peruklarımız da bir nevi böyle bizler için de…

Yitip giden saçları, mücadele zamanlarını taradım az önce, ihtiyacı olan birine gitmek üzere hazırlarken peruğumu.

Her telinde ayrı bir ben, bir er meydanı takılı kalmıştı.

Uzun bir süreden sonra bugün ona dokunurken geçmişe, iyileşme sürecime dokundum …

Şaşkın ancak yüzünde eksik olmayan gülümsemesi ile ‘mücadeleci ruh’ rolünün kostümünü,  ‘olanı olduğu gibi kabullen, bundan da alacaklarını al ve sahneni tamamla’ diyen beni taradım az önce…

Aynadaki ilk halim geçti buğulu gözlerimden. Ellerime tutam tutam dökülen tel tel saçlarımda ve o an’da kim bilir kaç ben dökülmüştü avuç içlerime. Ağlamalarım söndürmemişti avucuma düşen ateşi.

Ve ben en çok o akşam ağlamıştım. Ertesi gün iyileşmesi gereken yönüme birlikte güçlü olacağımıza söz verirken.

Az önce şükürle karışık duygulardan geçerken, “geçti bitti” demesi iç sesimin cılız bir ifadeydi.

Ertesi sabah, kuaförün önüne geçerek “kes saçlarımı yeni rolüme hazırla beni” derken yüzümdeki o kocaman gülümseme, saç telinden düştü gözlerime ve konuşmalar kulaklarımda çınladı. Duygularım vurdu kalp duvarlarıma.

Geçen zaman. Hastane kokusu… Sesler… Konuşmalar… Koşuşturmacalar.

İlaç makinasının sesi.

Size hiç söylemiş miydim… Hayatımda duyduğum en güzel müzik notası, planlanan son kemoterapimde makineden gelen ilacın bitim sinyaliydi.

Telleri karmakarışık olmuş peruğumu tararken, taradım geçmiş bir yılımı, karmaşık duygularımı.

Geçilen yollar düz bir patika değildi. Evet keskin, dik, yokuş yukarı ve tutunacak ağaçların azlığında bir seyir tepesine tırmanıştı adeta bu… Ucunda seni bekleyenin tam da ne olduğunu bilmeden…

Ya bu yoldan yokuş aşağı düşmek vardı, ya da tırmanmak olanca gücünle, inançla, sevgiyle. Barışla. Önce yüce aşka ve o aşkla yüreğine konan öze inanarak tutunmak ağaçsız yerlerde. 

Ya da yükselebilmek olay ve durumların üzerinde, Icarus olmak vardı….

Bu dik yolu aşabilmek için balmumu kanatlarla da olsa uçabilmek, cesaret örneği sayılan hikaye kahramanı Icarus’ ca. Ancak balmumu kanatlarımızın yani cesaretimizin kırılmamasına dikkat ederek.

Sevgi ve şifanın güçlü kanatları sarsın hepimizi… İyileşmesi gereken yanımızı hep kucaklayarak, umutla bir gülümseme konduralım yüzümüze şimdi.

Evren’den

#Neşe #Umut #İnanç

 

ENDİŞE ETME

71DD9AFC-6D12-4589-949D-B441F174EE81

Eğer sürekli hastalık yada nefret, kızgınlık ve olumsuzluk düşünceleri taşırsanız, bedeniniz bu düşünceleri fiziksel boyuta dönüştürecektir.

Endişe, nefretten sonra insanın kendisine ölümcül zarar verdiği en kötü zihin aktivitesidir…

Endişe, nefret, korku, anksiyete, acı çekme, sabırsızlık, hırs, tamah, anlayışsızlık, yargılama ve suçlama gibi ürünleriyle birlikte bedene, hücresel boyutta saldırır.

Bu koşullarda sağlıklı bedene sahip olmak imkansızdır. Endişenin hiçbir anlamı, amacı yoktur. Ziyan edilmiş mental enerjidir.

Endişe aynı zamanda bedene müthiş zarar veren biyokimyasal reaksiyon yaratır. Hazımsızlıktan, kalp krizine kadar her türlü hastalığa neden olur.

ENDİŞE BİTTİĞİNDE İSE SAĞLIK ARTIK DÜZELME YOLUNDADIR…

Neale Donald Walsh

#Neşe #Umut

Rollerden Soyunmak

Üzerimize giydiğimiz kostümler midir bizi gerçekte biz yapan?

Yaşamda pek çok rolün kostümleri hazır bir dünya gardırobundan üzerinize olanı seçip aldınız siz de, ben gibi…  Pek çok rolü ana karakteriniz gibi de zaman zaman yaşadınız bu dünya masalında, ben gibi…

AE5AB22C-3771-4442-9FAD-908D2A4D8746Sadece rollere takılı kalan bir yaşam sürerken ana ve öz karakterden uzaklaşmak işte aslolan sorun buymuş anladım.

Aldığımız rollerin, bizi gerçek öz benliğimize götüren ve onu besleyen “yan rollerdenibaret olduğuna inanıyorum artık. Ana karakterimizin inşası yaşamda aldığımız tüm roller aslında. Ne zaman mı anladım bunu kendi adıma…

Tüm kimliklerimin, rollerimin hükmünü kaybettiği işte o an’ da. Yaşadığım tüm rollerin üstüne çıkan bir senaryoyla karşılaştığımda,  “CA tanılı bir hasta” rolü aldığımda.

Ağlamayın demiyorum, ben o geceyi kendime ağlama izniyle geçirdim. Ancak ertesi sabah uyandığımda güçlüydüm, çünkü kendime o gece süreçte güçlü olma sözü vermiştim.

 “Hoş geldin iyileşmesi gereken yönüm. Korkma ben yanındayım!” 

Öyle de oldu tüm süreçlerde. İçimdeki ben dışımdaki görülen ben’e en başta verdiği sözü tutmaya çalıştı! O andan itibaren, içimde hissettiğim o güçle, tedavim boyunca hep barışık kalmaya çalıştım, yan rolümdeki kendimle… Aynadaki görüntü de bendim ve ona hep gülümsedim.  

Beklemeyin siz gülümseyin önce kendinize, siz sevin kendinizi koşulsuz kabulle…Ki en çok da o yönümüz hak etmiyor mu sevgiyle gülen gözlerin temasını?

Anladım ki! Korkularımızın farkına varmamış olmakmış en korkulması gereken. Korku’nun kendisi korkulacak şeyi yaratıyormuş..

Ben de zihin karmaşamla yarattığım dünyevi korkularımı fark ettim bu yolda, yengeçlerim beni kıskacına alan korkularımdı, zihnimin tutsaklıklarıydı, olumsuz biriktirdiğim duygularımın maddeleşmiş haliydi biraz da. Beden, zihin ve ruh arasında oluşan bir oyukta kalmıştım adeta.

Oysa korkulacak bir şey olmadığına kendimi inandırdığımda aslında öcü de yok olmamış mıydı çocukluk zamanında.

Duvarları ören de oradan çıkabilecek olan da biziz… En azından çabada olmak ‘aciz’ ya da ‘kurban’ rolünü kabul etmemek en önemlisi…

Sayın ki, zorlu bir es verdik kendimize; Gözlemleyin tüm geçmişinizi, hasar görmüş duygularınızı, korkularınızı fark edin… Dönüştürün kendinizi! Bu söylediklerim benim kendi adıma çaba ve gözlemim oldu kendi sürecimde.

Beklentisiz olun, kendinize verin her koşulda bonkörce sevginizi.

Önce zihnimizi yengecin kıskaçlarından arındalım, olumsuz zihin yansımalarına kaptırmayalım kendimizi. Çaba bizim olsun en azından!

Bu dönem bir dönüşüm süreci… Bir tırtıldan kelebek olmaya uzanan süreç gibi.

Zamandan bağımsız sevgilerle, kendi bütünlüğümüzden evrensel bütünlüğe yol almamız ve daima şifada kalabilmemiz düşüyle.

Evren Balgöz

#Neşe #Umut #Neşe #Farkındalık

20 Eylül – Dünya Jinekolojik Kanserler Günü adına 🌸

 

 

U’mutlulukla bakmak

13D5DAF8-2AA0-48EA-8B4B-687D00399879Görülmez yaralarınıza, duygularınıza, yaşama bakışınıza  ‘Umut, Sevgi ve Neşe’ bantı kullanmayı deneyebilirsiniz.

Gerçek bir iyileşme; sevgi tohumlarını içinde barındıranlar ve yaşama U’mutlulukla bakabilenler için, tam da olması gereken zamanda renkli ve canlı yeni çiçekler açarak gelecektir.

“Yaşam kısa değil, sonsuzdur. Var oluşun acele içinde olduğunu gördün mü hiç?

Mevsimler zamanında gelir, çiçekler zamanı gelince açar, ağaçlar hayat kısa diye hızla büyümek için koşuşturmazlar. 

Tüm var oluş, yaşamın sonsuzluğunun farkındadır.” der Osho’da.

Sevgi, neşe, umut ve şifa ile…

Evren’den

#Neşe
#Umut