ATAÇ

8653E7BD-E962-4F78-8E1C-D591822DC003

Bu hikâye Nazilerin Norveç’i işgal etmeleri sırasında yaşanıyor. Hitler müttefik güçlerin direncini kırmak ve Almanya’nın lojistik gücünü arttırmak için Norveç’in deniz sahasına sahip olmak istemiş. Kısa bir direniş sonrasında Alman ordusu Norveç’i işgal etmiş. Bu olaylar yaşanırken Norveç kraliyet ailesi ve hükümet üyeleri de topluca yurt dışına kaçmışlar. Nazi orduları her şeyiyle Norveç topraklarını işgal etmiş ve tüm sistemi eline geçirmiş.

Norveç için tam her şey bitti derken, “ataç” ortaya çıkmış ve Norveç halkı, Nazilere ve onların yerli işbirlikçilerine karşı verdikleri mücadelede simge olarak ataç kullanmışlar. Yakalarına ataç takmışlar, ceplerinde ataç taşımışlar ve ataçın simgesel varlığına imgesel güçleriyle kazanma hırslarını eklemişler. Ve ataç simgesi 2. Dünya Savaşı’nın zor yıllarında Norveç halkı için o kadar etkili olmuş ve öylesine büyük bir birliktelik yaratmış ki, ortaya çıkan efsanevi güç, Nazilere karşı Norveç topraklarında ciddi bir direnç oluşturmuş.

Tabii ki bu dik duruş, faşizm baskısı ve işgali altında yaşayan diğer ülkelere de cesaret vermiş olmalıdır.

CIA’nın Ataç Operasyonu
Durun, daha ataçın faşizmle mücadelesi bitmedi! Amerikan merkezi haber alma teşkilatı, CIA ve Amerikan ordusu da ataçın simgesel gücünü fark etmiş ve hazırladıkları kod adı “Ataç Operasyonu” olan planlarıyla, Nazilere hizmet etmekte olan 1500’e yakın sayıdaki mühendisi, bilim adamını ve teknisyeni Amerika’ya götürmeye ikna etmişler. Ataç sembolü sayesinde bu insanlarla gizlice temas kurulmuş ve Nazilerin bilimsel araştırmalarında çalışan, hatta savaş suçuna bile şu ya da bu şekilde bulaşmış akademisyenler, geçmişi örtecek temiz bir sayfa açarak Amerika’nın menfaatleri doğrultusunda çalışmaya başlamışlar. Kısa sürede Alman silahlarının sırları deşifre olmuş, gizli planlar açığa çıkmış ve “ataç operasyonu” sayesinde Nazilerin gizleri birer birer ortalığa dökülmeye başlamış. Nazi orduları için çöküş başlarken cephelerden gelen kötü haberler diplomatik alandaki başarısızlıklarla birleşmiş.

İşte ataçın 2. Dünya savaşı sırasında simgesi olduğu mücadelenin kısa öyküsü… Ne dersiniz, ilginç değil mi?..

Ataçın günlük yaşamımızda sık sık karşımıza çıkan o minicik yerini bir yana bırakalım, onu asıl fenomen yapan ve yaratıcı tasarım gücünü besleyen belki de en önemli özelliklerinden birinin basit ama yapıcı düşünebilen bir aklın ürünü olması olduğunu ekleyelim. Ataç o kadar sade, basit ve kullanışlı ki bu yüzden, icadından bu yana geçen bir asra rağmen, bugün bile tasarım gücünden en çok söz ettiren buluşlardan biri olarak kabul ediliyor. Zaten alanında bir asrı aşkın bir zamandır rakipsiz olarak yerini koruması da bu anlama gelmiyor mu?

Ataçın ardındaki giz ve böyle öyküleri benim karşıma çıkaran koleksiyonculuğum; koleksiyonculuğun insanı sürükleme gücü ve tutkuyla bağlanılan bir objenin peşinde yapılan yolculuk… Hep söylüyorum, koleksiyonculuk insanı tamirci de yapar, tarih araştırmacısı da. Gerek çok popüler gerekse az bilinen ve kimsenin aklına gelmeyecek alanlarda yapılan koleksiyonlar, aynı zamanda bilimsel araştırmalara kaynak oluşturur, yazılı tarihe yeni pencereler açar. Koleksiyonlardaki değerlerle yılların birikmiş tozunu üstünden atan yaşanmışlıklar canlanır, ete kemiğe bürünür.

Güzellikleri biriktirmenizi dilerim!..
İRFAN YALIN

Yazar: Dilek Orbatu

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s