Taşlar Alemi

Dağdan kopup yuvarlanan bir taşın içinden neler geçer kimbilir ?

Taş, koptuğu dağın eteğine sağ salim düşmüştü.

Etrafında çok önceden düşmüş taşları selamladı.

Hemen hemen hepsinin altlarını yuva edinmiş hayvanları selamladı…

Zamanla sert karnının altında kımıldayan bir canlı ya da canlılara çatı olmanın heyecanıyla beklemeye koyuldu; sabrın diğer adıydı o…

Bir sabah yanındaki taşın kendi kendine söylendiğini duydu : Şu dağın en tepesinden ta buralara düştüm. Atıldım… Komşusuyla aynı kaderi paylaşmıştı ve ancak bir taşın duyabileceği tonda ona şöyle dedi : Etrafına bir bak; görüyor musun, ne kadar çoğalmışız. Bu atılmak dağılma değil, bilakis bir toplanma biçimidir.

Ah, dağlar, demek siz de ağlarsınız gözyaşlarınızdır eteğinize dökülen taşlar.

Doğanın Yüzü Sergisi

1881-♾

10 Kasım Atatürk vefat ettiğinde Milano’da bulunan yakın arkadaşı Asaf İlbay anlatıyor:

“Galaripa de Campari gazinosundaki hoparlör, ulu Atatürk’ün ölümünü ilan ediyordu!

‘Boğazların sahibi Atatürk, 10 Kasım 1938 günü saat dokuzda, gözlerini hayata kapamış, ebediyete kavuşmuştur’ diye acı acı haykırıyordu.

Ecnebi diyarında idik. Bu matemli günde bizi teselli edecek kimse yoktu. Derhal biletlerimizi aldım ve sabah treni ile Türk milletinin elemini yakından paylaşmak ve son vazifeyi yapmak üzere İstanbul’a hareket ettim.

İstasyonda bir Türk arkadaş, sabah çıkan gazetelerden birisinde, bir İtalyan profesörünün Atatürk’e dair yazdığı bir yazıyı bana tercüme ediyordu.

Yazı şöyle başlıyordu:

‘Sezar, İskender, Napolyon
ayağa kalkınız, büyüğünüz geliyor.’”

Kaynak: Asaf İlbay,
Çocukluk Arkadaşım AtatürkB154CFF7-AFBA-4C56-9207-DA392F903CC7

Umut

B0931749-A682-405A-A469-434EF201232A
Kaybettiği babasının telefonuna 4 yıl boyunca mesaj attı.

Dördüncü ölüm yıl dönümünde telefondan bir mesaj geldi ve hiç beklemediği bir şeyle karşı karşıyaydı.
ABD’nin Arkansas eyaletinde yaşayan Chastity Patterson, bundan dört yıl önce babasını kaybettiğinde henüz 19 yaşındaydı. Babasını kaybetmenin acısına dayanamayan genç kadın, yokluğuna alışmak yerine özlemini dindirmek için farklı bir yol seçti ve ölümünden sonra dört yıl boyunca her gün, onun telefonuna mesajlar attı.
Gününün nasıl geçtiğini anlattı, gün içinde başına gelen iyi ve kötü olaylardan bahsetti. Babasının ölümünün dördüncü yıl dönümü gelip çatmak üzereyken, “Yarın benim için zor bir gün olacak” diyerek başladığı mesajını, her zamanki gibi babasının telefon numarasına gönderdi.
Newport’ta yaşayan 23 yaşındaki Chastity Patterson, babasını kaybettikten sonra ilk kez, attığı mesaja cevap aldı. Babasının telefon numarasını kullanmaya başlayan Brad adlı bir adam, Chastity’nin mesajına duygu dolu bir yanıt verdi.
“Merhaba tatlım. Ben senin baban değilim ama neredeyse son dört senedir senin mesajlarını alıyorum” diyen başlayan mesaj şöyle devam ediyordu:
“Sabahları ‘günaydın’ mesajlarını iple çekiyorum, akşamları son gelişmelerini attığın mesajlarını ise merakla bekliyorum. Benim adım Brad. Kızımı 2014 yılının ağustos ayında bir araba kazasında kaybettim. Ve o zamandan beri beni senin mesajların ayakta tutuyor. Sen bana mesaj attığın zaman, bunu Tanrı’dan bir işaret olarak görüyorum. Sana yakın birini kaybettiğin için çok üzgünüm. Seni yıllar boyu dinledim, büyümene ve yıllar içinde başka birine dönüşmene şahit oldum. Yıllar boyunca mesajlarına cevap vermek istedim ama kalbini kırmak istemedim. Sen sıra dışı bir kadınsın ve kızım da hayatta olsa senin gibi biri olurdu diye umuyorum. Bana her gün mesaj attığın ve Tanrı’nın varlığını hatırlattığın için teşekkür ederim. Her şey yoluna girecek. Zor zamanlardan geçmek zorunda kaldığın için üzgünüm. Seninle gurur duyuyorum.”
Chastity Patterson bu mesajları sosyal medya hesabından paylaşarak “Sanırınm artık babamın dinlenmesine izin verebilirim” diye yazdı.

İnsanın içini ısıtan bu mesajlar, kısa süre içinde 265 bin kez paylaşıldı ve paylaşılmaya da devam ediyor.

(DailyMail)

Çekiçle Felsefe

“…Çekiçle felsefe yapmak radikal bir biçimde her şeyi sorgulamak demektir.” Sorgulamak, radikal sorular sormak insanların öyle rastgele yaptıkları bir iş değildir. Sorgulamak, her şeyden önce bir şey hakkında şüphe duymakla başlar. Soru sormak bir şeyi olduğu gibi kabul etmemek, bize göründüğü biçimiyle yetinmemek demektir. ‘Bilgisizlik’, cehalet insanın şaşırmasına, utanmasına ve hayret etmesine sebep olmuştur.

Zira her şeyden şüphe etmeye başladığımız zaman ister istemez bu şüphe sonunda kendimize yönelir ve kendimizi de sorgulamaya başlarız…”

“Nietzsche için felsefe yapmak nihilist bir karakter taşır. Filozof bu tarza ‘çekiçle felsefe yapmak’ diyor.

Demek oluyor ki Nietzsche’nin felsefe yaparken sorgulamadığı, şüphe etmediği, saldırmadığı ve yıkmadığı hiçbir felsefi sistem, felsefi teoloji veya teolojik felsefe, etik ve metafizik yoktur. Onun için yıkmak yaratmanın kategorik imperatifidir. Hal böyle olunca geriye bir ‘Hiç’ (Nichts) kalır! Ancak Nietzsche bu ‘Hiç’ten heykellerin heykelini yontmaya başlar. Nietzsche’de ‘en çetin, en çirkin taşta uyuyan bu heykellerin heykelini’ adeta kirpiklerinin ucuyla yontar ve tüm ihtişamıyla varlık sahnesine çıkartır.

Nietzsche için felsefe yapmak sabit ve değişmez bir hakikat peşinde koşmak demek değildir, bilakis felsefe bir inşa etme faaliyetidir; hakikati, varlığı kurma, yapılandırma ameliyesidir.

Bu bağlamda Nietzsche insanın güçlü bir mimari kabiliyeti olduğuna inanır ve bu yüzden de ona hayran olunması gerektiğini vurgular…”

Senail Özkan

Yaşayın

Kendimi her zaman mutlu hissederim.
Neden biliyor musunuz?
-Çünkü kimseden bir şey ummam.
-Beklentiler daima yaralar.
-Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin.
-Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin.
-Sadece kendiniz için yaşayın ve,
-Konuşmadan önce dinleyin,
-Yazmadan önce düşünün,
-Harcamadan önce kazanın,
-Dua etmeden önce bağışlayın,
-İncitmeden önce hissedin,
-Nefret etmeden önce sevin,
-Vazgeçmeden önce çabalayın,
-Ölmeden önce yaşayın.

Shakespeare40FF4C14-F074-4E49-BA33-0F70C42B61C9