Sadece yengeçlerim vardı!

Bilindiği üzere ‘cancer’ latince ve antik Yunanca ‘yengeç’ demektir.

Bu hastalığın adının neden yengeç olduğuna gelince, yengeç avını kıskaçlarıyla yakalar ve kemirerek öldürmeyi hedefler. Yengeçler yan yürürler, tıpkı kanserli hücrelerin yan yana ilerlemesi gibi…

232150CF-5773-43DE-B278-ECA32835C88F.jpeg

Yaklaşık üç yıla yakın devam eden karın ağrılarım “İyileşmesi gereken bir şeyler var” sinyali veriyordu. Ancak uzun süren tetkikler neticesinde önemli bir bulguya da rastlanmamıştı. Üzücü olan kısmı ise artık hastalık hastası olduğum düşüncesiydi… En son hassas bağırsak sendromu teşhisiyle, nerdeyse çölyak rejimine yakın bir rejim uygulandı. Tabi sonuç alınamadı kilo vermemin dışında.

“Olsun” dedim “sağlıklı beslendim ve fazlalıklarımdan kurtuldum”.  Ama aslolan nokta hala sinyalde…

Hastalık yoktur, hasta vardır… Hastalık ezber bozar hastasına göre… Geçmeyen şikayetler varsa, literatür bir yana hasta bir yana… Başlangıçta durumumda olası göz ardılara  isyan etmiyorum. Bu yolda “almam gereken kadim öğretiler varmış” diyorum.

Çıkan Patoloji sonucu “kanserli hücrelerimin varlığını” gösteriyordu. Parçayı değerlendiren ilk Pataloji Uzmanı ile yaptığım görüşmede söylediği şuydu…

“ Periton Ca. Primer nokta tam belli değil, ancak over kaynaklı olduğunu düşünüyorum… İleri inceleme için başka laboratuvarlara da götürebilirsiniz parçayı. Umarım ben yanılıyorumdur ve siz bana gelip yanıldığımı söylersiniz”.  Korku yaşamadım, şaşkındım sadece. Ağlayamadım bile.

Genetik kodlarımızda da yoktu ki, daha sonra bir umut alınan parçayı iki hastanede daha incelettik.

Sonuç değişmedi bilinen bir hastanede konsey kararıyla ilk tedavim başladı. Üç kür kemoterapi ardından ameliyat kararı alınmıştı.

Ancak üç kürden sonra Pet çekimiyle ve tek hekim kararıyla, bilinmeyen bir zamana uzamıştı kemoterapi süreci, yengeçlerimden temizlenene kadar.

“Hayır” diyordu içim bu işte bir şeyler eksik… Tıbben doğruluğunu tartışmıyorum elbet, sadece hissettiklerim… İşte o günler, değişen kararla birlikte çapraz sorgumun başladığı günlerdi. İçimde yerine oturmayan bir şeyler vardı, ilk tedavi yöntemine ilişkin, rahatsız eden bir duygu.

Sorgulamalarımın sürmesi ile birlikte; Tıbben ikiye ayrıldı tedavimdeki görüşler. “Kemoterapiye devam”, “hayır ameliyat”.

“Hayır ameliyat” diyen grup, bana göre sistemin parçası olmamış, literatüre bağlı ancak hastanın genel durumunu da göz ardı etmeyen, gönüllü meslek erbaplarından oluşan ayrı bir gruptu.

Onlara göre gecikmeden ameliyat olmalıydım ve ardından kemoterapi günleri.

Bir Tıp duayeni abim, o sıralar karar vermekte yaşadığım güçlüğü anlayarak, karar vermemi kolaylaştırmak adına bana şunu söyledi. “Evet iki alternatif görünüyor ikisi de tedavine yönelik, iki grupta sana bu rauntu kazandırmak için var. En çok sevdiğin kişi için böyle bir karar vermen gerekse, sen hangi kararı alırdın ? Uzun bir süre düşünmeme gerek yoktu bunun için.

Ve o gün ilk girdiğim yoldan, ikinci yola döndüm ameliyat kararı alarak. Karar benimdi. İçim de huzurlu.

Tedavim süresince, tedavinin getirdiği her türlü düşüşü ben de yaşadım. Ama bunları hastalığımın değil, iyileşme sürecimin gerekleri olarak görmeye çalıştım ve moralimi yüksek tutmaya gayret ettim… İsyan mı, şikayet mi, kendini aciz ya da kurban gibi görmek mi, asla…

“Bu roldeysen şimdi rolünün gereğini yap, alman gerekenleri al ve sahneni başarıyla tamamla” diyordu iç sesim. “Her şeyin bir sebebi var, bu sadece bir sonuç !”

Hastalık durumu bana söylendiğinde ilk aklıma gelen şuydu, neyi eksik bıraktım kendimde, neyi sindiremedim yaşamda içime.  Çünkü bana göre hastalıklar iyileşmeyi bekleyen sendromlarla bizi uyarır ve gerçek bir iyileşme ancak içerde başlar…

Karın bölgem yaşam bölgemdi. Bağırsaklarım, üreme organlarım hepsini kıskacına alan yengeç aslında benimle konuşuyordu… İçime sindiremediklerimin, örselenmiş duygularımın maddeleşmiş haliydi yengeçlerim…Kendimi ve duygularımı gözlemlemek için yazdım, nefes ve sanat terapisi ile dengede kalmaya çalıştım…

Düşman olmadım hiçbir zaman yengeçlerime. Hatta zaman zaman onlarla konuşarak barış teklif ettiğim zamanlar da oldu.

“Sen güçlüsün bunu da aşacaksın”… Yaşamda güçlü olmak ve güçlü durmak, sizi aldığınız her rolde ayakta tutmaya yarıyormuş bunu anladım…

Yengeçlerle savaşmak mı, bu savaşmak değildi bana göre, çünkü savaşta ağır mağlubiyetlerde mümkün. Bu uzun bir barış süreciydi… Kendimle ve yengeçlerimle!

Aciz ya da kurban rolüne bürünen bir hasta gibi davranmak, her zaman tehlikeli bir rol hele yengeçleriniz varsa…

“Her tuzakta hayır ben aciz değilim, kurban da değilim, ben öğrenciyim ve iyileşme sürecindeyim” diye teselli ettim kendimi. En zor anlarda gülümsedim içimde…

Aşkla işine bağlı tıp insanların arasında teslimiyet duygusuyla, sonuç her ne olursa olsun daha az riskli olanı seçmiştim… Gönlünü yol yapan, sevgiyle işine yüreğini koyanları… Mekanikleşen bir sistemin içinde, gözlerindeki ışığı kapamamış, hala kalp atışları duyulanlar, onlar iyiki var…

Sonuç mu?

Yengeçlerim benimle Sevgili Doktorlarım aracılığıyla barış imzaladı.

Yapılan ameliyat oldukça başarılı bir temizlik operasyonuydu ve Kemoterapi sonrası son durum “STABİL”…

Ancak biliyorum ki, kendimizi sevmekten vaz geçer, kendimizle barışık kalmayı başaramazsak, olumsuz duygularımızdan özgürleşemezsek, yeni yengeçler ziyaretçi olabilir. Çevrenizde sevgi seli olsa bile, bu yolda yine de yalnız olduğunuzu hatırlamak da ayrıca yarar var. Anlaşılmayı çok da beklememek lazım sanırım bu süreçte, çünkü kendi yaşadığımızı sadece biz anlayabiliriz, ya da bu sınavı bilenler! O bile tam mümkün değilken başkalarını bizi anlamıyor diye suçlamak da yersiz bir düşüş!

Olumsuz olabilecek yeni bir süreci tabiki düşlemek istemiyorum…

Yengeçler aslında bakıldığında “ hep ileri komutu veriyor” ve temizlenseler de uzun süre kendilerini hatırlatıyor ve aslında şunu söylüyorlar.

“Kendini daima sev, iradeni iyi yönde kullan. Kendini erteleme. Yaşamayı seçtiysen, kıskacıma düşme, koş ve her zaman kendine daha fazla koşabileceğini söyle”

Çabada olmak, akışa güven ve teslimiyette olabilmek sanırım en doğrusu.

Sevgi ve Şifa ile…

Evren’den

Yazar: Evren

Görsel ve Uygulamalı Sanatlar Uzmanı - Araştırmacı Yazar ÖN LİSANS EĞİTİMİ: İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Görsel ve Uygulamalı Sanatlar/ Grafik Ana Sanat Dalı. SERTİFİKALI EĞİTİMLER; Deulcom İnternational Halkla İlişkiler Egitimi. Yaratıcı Liderlik, Girişimcilik, Swot Analizi, Stres ve Zaman Yönetimi... İzmir Gazeteciler Cemiyeti; Beden Dili, Diksiyon, Sunum Eğitimi SEM Akademi ve Haliç Üniversitesi; Masal ve Hikaye Anlatıcılığı- Masal Terapistliği Eğitimi 1995-2006 yılları arasındaki ÇALIŞMA HAYATI Özel Altınordu Hastanesinde Halkla İliskiler Yönetimi, Ege Spect Nükleer Tıp Merkezinde Halkla İliskiler Yönetimi, EGS Holding’de, Halkla İliskiler ve Kurumsal Kimlik Yönetimi, Deulcom International’da Eğitim Danışmanlığı, Moor Teamwork Marka Yönetim Ajansı Kurucu Ortaklığı ve Art Of Children Proje Yönetimi 2006-2019 yılı; Akhisar Belediyesi: Kurumsal Kimlik Yönetimi, Halkla İlişkiler, Proje Yönetimi, Çocuk Sanat Atölyesi Eğitmenliği Özel İlgi Alanları: Sosyoloji, Felsefe, Sanat Tarihi, Psikoloji, Mitoloji, Edebiyat, Arkeoloji, Doğa, Masallar, Yazarlık, Editörlük, Araştırma, Kitaplar, Görsel ve Uygulamalı Sanatlar, Müzik, Fotoğrafçılık, Bisiklet, Yüzme, Tüple dalış. ‘Sanat ve Masal Terapisi’ konusunda özgün eğitim methodları ile uygulamalı atölye çalışmaları. Basında da yer alan HoneyEyes isimli kişisel bir marka ile Çevre Dostu, Toprak ananın bilge çocukları Mamaruskalar ile Kanser Farkındalığı ve Eğitime destek. Masal Üniversitesi ismi ile kollektif bilinçle yürütülen uygulamalı yeni farkındalık çalışmaları ve hayal gücünü destekleyen yeni bir eğitim methodu üzerinde çalışma. Hayatıma dokunan, ruhumda biriken pek çok özel isim var elbette; Ancak beni sizinle buluşturan bilhassa ‘Yazmam’ konusundaki desteklerim/ itici güçlerim. Rehberim Prof. Stefano D’Anna, Prof. Dr. Gökhan Akbulut - Mavi Lotus, Dr. Valeriy Sinelnikov ve Esmira Mehdiyev’e En son aldığım Masal Terapisi Eğitimi ile hayata yeni bir bakış açısı kazanmama destek olan Dil Bilim Uzmanı Fatih Hanoğlu’na ayrıca Teşekkürlerimle.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s