MİDEMİZ, SİNDİRİM SİSTEMİNİN KAPISI, CEFAKAR İŞÇİSİ

Mide, sindirim sisteminin giriş kapılarından biridir. Besinler dişlerimiz tarafından ezilir ve yemek borusu aracılığı ile mideye gelir. Buradaki asit salgısı ve midenin güçlü kasları ile parçalanır ve bir bulamaç haline alır. Mide tıpkı bir çamaşır makinesi gibi besin bulamaçını aşağı ve yukarı hareket ettirerek iyice ezer ve asit salgısı ile temas etmesini sağlar. Bunun dışında sindirim sistemi ve şeker metabolizmasını başlatan bazı kimyasal maddeler salgılar bu da sindirim işlemini arttırır. Bu önemli giriş kapısı, vücudun karşılaştığı kanserojen maddelerle ilk temas eden organlardan biri olmasına neden olmuştur.

Beyni Doğru Kullanmak !

Beyin, doğru kullanıldığında mükemmel bir araçtır. Ancak, yanlış kullanıldığında çok yıkıcı hale gelir. Daha doğru ifade etmek gerekirse, beyninizi yanlış kullanmaktan ziyade onu genelde tümden kullanmıyorsunuz. O sizi kullanıyor. Hastalık budur. Kendinizin, beyniniz olduğuna inanıyorsunuz. Sanrı olan budur. Araç, sizi ele geçirmiştir.

Eckhart Tole

Şapka

John Kennedy küçük bir çocukken Boston’da seçkin bir özel okula gidiyordu ve okulda üniforma giymek zorunluydu. Bu üniformalar çocuklar için çok önemliydi ve üniformalarına, özellikle de şapkalarına bir şey olursa başları belaya girerdi.

Çocuklar okuldan eve beraber yürürlerdi ve yollarının üzerinde tırmanması neredeyse imkansız bir duvar vardı. Çocuklar duvardan atlamaya çalışırken, “Eminim sen tırmanamazsın. Eminim yapamazsın!” diye birbirlerini kışkırtırlardı.

Bir gün John Kennedy şapkasını tuttuğu gibi duvarın üzerinden fırlattı! O şapka olmadan eve gidemeyeceğini biliyordu; yani, şapkayı duvarın üzerinden atınca, o duvara tırmanmak zorunda kalacağını…

Şapkasını atarken John Kennedy kafasına bunu koymuştu (başının derde girmemesi için eve gitmeden şapkasını alması lazımdı) yani kararlıydı ve bu kararlılıkla duvarı aşmayı aklına koymuştu.

Bu, çocukların zihin gücünün üst seviyelerine ulaşmakta ne kadar içgüdüsel davranabildiklerinin güzel bir örneğidir. Elbette o yaşta bu kadar derinlemesine düşünmüyordu, John.

Yine de o şapkayı duvarın üstünden attı.

Steve Chandler

GEBELİKTE VE EMZİRME DÖNEMİNDE MEME KANSERİ OLUR MU? Dr. Didem Can Trabulus yazdı.

GEBELİKTE VE EMZİRME DÖNEMİNDE MEME KANSERİ OLUR MU? ‘’Gebelikte veya emzirme döneminde meme kanseri olmaz.’’ denilemez. Ömrü boyunca her kadında meme kanseri gelişebilir. Kadın olmak meme kanseri olmakta birincil risk faktörüdür. Gebelik ve lohusa döneminde görülen meme kanseri genç yaşta gelişmiş olması, hızlı ilerlemesi ve süt mastiti ile karıştığından genelde kötü gidişlidir. Genelde ileri evrelerde yakalanır.


Dr. Didem Can Trabulus

Kremalı kek ve gazoz

D2DBAF1E-836C-4994-A5E1-4F935CC81723

Küçük çocuk,
Tanrı ile buluşmak istedi…
Tanrı’nın yaşadığı yere ulaşmak için
uzun bir yolculuk yapacağını bildiğinden, çantasının içine kremalı kek ve gazoz şişelerini doldurdu ve yola koyuldu…

Üç blok ilerledikten sonra yaşlıca bir adama rastladı..
Adam bankta oturmuş güvercinleri besliyordu….
Çocuk yaşlı adamın yanına oturdu ve çantasını açtı…
Çantadan içeceğini almak üzere iken,
adamın da aç olabileceğini düşünerek,
ona kremalı kekinden verdi….

Adam teşekkürle kabul etti ve çocuğa gülümsedi…..
Gülümsemesi o kadar içtendi ki;
çocuk bunu bir kez daha görebilmek için,
ona tekrar gazoz ikram etti….

Adam yeniden ona gülümsedi…..
Çocuk çok mutlu oldu…..
Tüm öğleden sonrayı,
orada yiyerek ve gülümseyerek,
ama tek kelime etmeden geçirdiler….

Hava kararmaya başlayınca;
çocuk ne kadar yorgun olduğunu fark etti ve gitmek için kalktı….
Fakat birkaç adım attıktan sonra,
koşarak geri döndü ve adama sarıldı…..
Adam ona;
en güzel gülümsemesi ile cevap verdi….

Çocuk evinin kapısını açtıktan bir süre sonra annesi
yüzündeki neşeyi farketti…

Annesi;
– seni bu kadar mutlu edecek ne yaptın bugün…?
diye sordu…
-Tanrı ile öğle,
yemeğindeydim diye cevapladı çocuk ve annesi cevap vermeden ekledi:
-Biliyor musun,
Tanrı gördüğüm en güzel gülümsemeye sahip….

Bu arada;
yaşlı adam da ışık saçan bir neşe ile evine dondu…..
Oğlu şaşkınlık içerisinde,
yüzündeki huzuru görünce sordu,
– Baba seni bu kadar mutlu edecek ne yaptın bugün…?
– Parkta Tanrı ile kremalı kek yedim diye cevapladı ve oğlu cevap vermeden ekledi,
– Biliyor musun,
beklediğimden daha gençmiş..

Çoğunlukla;
küçük bir dokunuşun gücünü,
nazik bir sözün,
ilgiyle dinleyen bir kulağın,
içten bir komplimanın…..
veya küçük bir değer verici davranışın gücünü küçümseriz ki;
bunlar tüm hayatı değiştirme potansiyeline sahiptirler….

İnsanlar;
bir sebepten dolayı,
bir süreliğine ya da ömür boyu hayatımıza girerler….

💙

Yıldızlar

Bütün yıldızların parladığını duyarım içimde.
Bir sel gibi dolar dünya hayatıma.
Gövdemde çiçekler açar.
Gönlümde toprağın ve suyun bütün gençliği tüter bir tütsü gibi.
Ve seslendirir bir kaval gibi bütün nesnelerin soluğu düşüncelerimi.Rabindranath Tagore

YASAKLAR

Bruno’nun gençliği Dominiken manastırında geçer. Manastırda kapıyı kilitlemek yasaktır. Ama kitap okumak daha çok yasaktır. Bruno kilitli kapılar ardında gizli gizli kitap okumaktadır. En yakın çocukluk arkadaşı onu yakalar ve günah işlediği için ona çok kızar. Bruno da çocukluk arkadaşına en masum şekilde açıklar;

” Çocukken ağaca çıkardık. Ağaca çıkmak yasaktı. Senin amcan bizi yakalar ve kolumuzdan tuttuğu gibi eve götürürdü. Biz ne yapardık? Yasak olduğu için ilk fırsatta yine ağaca çıkmaya çalışırdık. Sonra düşmüştük. Sen bacağını kırmıştın.

Oysa amcan yasaklamak yerine, ağaca nasıl çıkılacağını bize öğretse daha iyi olmaz mıydı? Böylece düşmezdik. Kitapları yasaklamak yerine okumama izin ver. Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki…

Ağaca çıkıp, özgür ve mutlu olduğumuz günleri hatırla ! ”

Alıntıdır.